Balın saçlarınız için de çok sayıda faydası olduğunu biliyor muydunuz? Doğal bir anti-bakteriyel olan bal, bağışıklığınızı kuvvetlendirir ve saçlarınıza ekstra vitamin, mineral ve parlaklık kazandırmaya yardımcı olur. Sizin için bal ile yapılan, saç tipinize göre doğal saç maskesi tarifleri paylaştık.
697de0d14d084e09aab68fc5d1a3f94f26 Aralık 2019 Perşembe
Evde yapabileceğiniz 6 makyaj ürünü
Makyaj malzemesi satın alırken artık ekonomik açıdan zorlanıyorsanız, kendi malzemenizi evinizde yapmanın zamanı gelmiş demektir. Kozmetik ürünü almaktansa onları kendiniz yapmayı deneyebilirsiniz. İşte evde yapabileceğiniz 6 makyaj malzemesini sizinle paylaştık.
Far
Shea yağı kullanarak sevdiğiniz renklerde bir far elde etmeniz mümkün. Öncelikle 1 tatlı kaşığı shea yağınızı yine benmari usulü eritin. İçine 1 yemek kaşığı pirinç unu ve 1 yemek kaşığı kakao koyun. İyice karıştırıp homojen bir yapı elde ettikten sonra toprak tonlarında doğal bir far elde etmiş olacaksınız. Kakao yerine gıda boyalarından yararlanarak farınızı istediğiniz renkte elde edebilirsiniz.
Rimel
Yapması zormuş gibi görünse de aslında son derece kolay olan bu makyaj malzemesi için ihtiyacınız olan ilk şey boş ve temiz bir rimel kabı. İhtiyacınız olan diğer şeyler ise 1 çay kaşığı hindistancevizi yağı, 1 çay kaşığı E vitamini yağı ve yarım çay kaşığı soya. Bu malzemelerin hepsini benmari usulü eritip karıştırın daha sonra içine 3 çorba kaşığı aloe vera ekleyin homojen bir karışım elde edene kadar karıştırmaya devam edin. Rimele siyah rengini vermek için içine 1 tane aktif kömür kapsülü ekleyin.
Ruj
Ruj için ihtiyacınız olan ilk malzeme vazelin ya da eğer kolay ulaşabiliyorsanız balmumu. 1 yemek kaşığı vazelini bir kaba alarak benmari usulü eritin içine 1 tatlı kaşığı gliserin, 1 çay kaşığı vanilya özü ve istediğiniz renk gıda boyası ekleyin. Biten bir ruj kabına ya da küçük bir kaba boşaltarak buzdolabında bir gece bekletin. Gıda boyası kullanmak istemiyorsanız rujunuzu pancar, ahududu, böğürtlen gibi meyvelerle de renklendirebilirsiniz. Bu ürünü yanaklarınıza sürerek allık olarak da kullanabilirsiniz.
Pudra
Yağlı ciltlerin en büyük sorunu parlamlardır. Bu parlamaların baş düşmanı ise pudralar! Evde toz pudra yapmanız oldukça kolay. Tek ihtiyacınız olan istediğiniz kadar nişasta cilt renginizi elde edebilmek için kakao ve pudranızı biraz ısıtmak için tarçın. Bu kombinasyon ile size özel pudranız hazır olacak.
Eyeliner
1 adet aktif kömür kapsülü ile aynı oranda hindistan cevizi yağını karıştırarak kendi eyelinerınızı kolayca yapabilirsiniz.
Bronzer
Öncelikle biten bir allık kabına ihtiyacınız olacak. Daha sonra bu kabı kakao ile doldurun. Kakaoyu kolonya ile ıslatın. Kolonyanın kabın dibine kadar eriştiğinden emin olun. 1-2 saat kadar sonra bronzer donacaktır. Üzerine bir peçete koyup presleyebilmek için uygun bir ağırlık ile 3 gün kadar bekleyin. Bronzerınız hazır! Daha turuncu bir görünüm elde etmek isterseniz içine bir miktar tarçın ekleyebilirsiniz.
19 Aralık 2019 Perşembe
Yoğurt yiyince bakın vücutta neler oluyor
Zengin mineral ve vitamin içeriğine sahip yoğurt, mutlaka her gün yenmesi gereken bir besin. Türk mutfağında da çok önemli bir yeri bulunan yoğurt, bebeklik döneminden itibaren rahatlıkla tüketilebiliyor. Yoğurdun vücuda faydalarını Dyt. Rumeysa Kalyenci'den öğrenelim
Yoğurt, sütün laktik asit fermantasyonu sonucu elde edilir. Süte göre laktoz oranı düşük olmakla beraber kalsiyum, protein ve kuru madde oranı yüksektir. Birçok mineralin yanında B grubu vitaminleri, A vitamini ve E vitamini içermektedir. Yoğurt içerdiği kalsiyumdan dolayı sadece kemik ve dişler için değil, aynı zamanda içeriğindeki magnezyum ve potasyumdan dolayı kas fonksiyonları ve sinir iletimleri için önemlidir. Sindirim sistemi ve bağırsak florası için yoğurtta bulunan probiyotikler çok faydalıdır.
Sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olan ve bu sayede bağışıklığı olumlu yönde etkileyen mikoorganizmalara 'probiyotik' adı verilir. Probiyotikler bağırsağın doğal florasının hastalığa neden olan her türlü patojen yani zararlı organizmaya karşı bir bariyer oluşturmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemi hücrelerinin büyük bir kısmı bağırsaklarda bulunur ve bağırsakların güçlü olması bağışıklık sisteminin de güçlü olması anlamına gelir.dur.
Laktoz intoleransı olanlar yoğurt tüketebilir mi?
Yoğurt, içerdiği probiyotikler sayesinde hem bağırsak florasını hem bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağırsak florasını düzenlediği için kolon kanseri riskini düşürür, bağışıklığı güçlendirdiği için alerjik hastalıklara karşı direnci artırır. Yoğurt, süte göre düşük laktoz içeriğine sahiptir. Bu nedenle sütü tolere edemeyen bireyler için yoğurt tüketimi uygun
Yoğurt yemek yağ yakar mı?
100 gram yoğurtta 4,5 gram protein bulunur. Yoğurt gibi proteini yüksek besinler, kasların gelişimini desteklerken, düşük proteinli gıdalara göre her zaman daha doyurucudur. Yoğurt, zengin kalsiyum içeriyle de ön plana çıkar. Kalsiyum kemiklerin dişlerin güçlü olmasını sağlayan mineraldir. 100 gram yoğurt, kalsiyum ihtiyacının yüzde 15'ini karşılayabilir. Yoğurttan alınan kalsiyum yağ yakımını da hızlandırır. Yoğurt ayrıca potasyum, fosfor, riboflavin, iyot, çinko, A, E ve B vitaminleri içerir. Bu da yoğurdu gastrointestinel bozukluklara, hipertansiyona yol açan kötü kolesterol ve kalp-damar hastalıklarına karşı güçlü bir koruyucu besin haline getirir. Ayrıca yoğurt başta olmak üzere fermente süt ürünleri tüketimi sayesinde meme kanseri riskinin azaldığı belirlenmiştir.
Yoğurdun yeşil suyunu sakın dökmeyin çünkü...
Yoğurdun yeşil suyu kesinlikle dökülmemeli. Zengin bir vitamin kaynağı olan bu su, çorbalara karıştırılabilir veya ayran gibi içilebilir. Ara öğünlerde ise nane, salatalık, birkaç kaşık yoğurt ve suyu cacık yapılarak tüketilebilir. Yoğurt suyunun süzülmesiyle bu suyun içerdiği yüksek miktardaki riboflavin de kaybedilir. Oysa riboflavin, büyüme, doku yenilenmesi ve enerji metabolizmasında görevlidir. Bir diğer önemli nokta ise, kolesterol hastaları yoğurdun kaymağını tüketmemeli ve az yağlı olan süt ve süt ürünlerini tercih etmeli.
Ev yapımı ve doğal yoğurtları tercih edin
Günlük tüketilmesi gereken yoğurt miktarı diğer süt ürünlerinin tüketilme durumuna göre değişir. Eğer süt ve peynir hiç tüketilmiyorsa yoğurdu porsiyon olarak artırmak gerekir. Ayrıca günlük alınması gereken miktar kişilerin enerji gereksinmesine göre de farklılık gösterir. Kahvaltılarda peynir yenildiği, günde 1 bardak da süt tüketildiği düşünüldüğünde; öğle ya da akşam öğününde mutlaka 1 kase yoğurt veya 1 bardak ayran tüketmek gerekir. Fakat günlük beslenmenizde süt ve peynire hiç yer vermiyorsanız, günde 3-4 kase yoğurt tüketmeniz gerekir. Tüketilecek yoğurdun ev yapımı ve doğal olması ise önemli.
Menopoz döneminde yoğurt tüketimi çok önemli
Yetişkinler; günlük 3 porsiyon, 65 yaş ve üzeri bireyler ise 4 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmeli. Menopoz dönemi beslenmesinin en önemli besini yoğurttur. Kalsiyum açısından zengin olan yoğurt bu dönemde oluşacak kemik kayıplarının tedavisinde ve oluşumunun engellenmesinde en büyük yardımcıdır.
Çocuğuma ne kadar yoğurt yedirmeliyim?
Süt ve süt ürünlerinde tüketilmesi gereken miktar; yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma (büyüme ve gelişme dönemi, gebelik ve emzirme dönemi, yaşlılık gibi) göre değişiklik göstermektedir. Günlük olarak; • 1-3 yaş grubu çocuklar için günde 4 porsiyon • 4-6 yaş arası çocuklar için 3-4 porsiyon •7-9 ve üzeri yaş çocuklar için 3 porsiyon •10-18 yaş grubu çocuklarda 4 porsiyon az yağlı ve doğal yoğurt tüketilebilir.
Vardiyalı çalışanlarda kanser riski artıyor!
Prof. Dr. Öztura, yapılan araştırmalara göre hemşirelerde göğüs kanseri riskinin arttığını belirterek, "Vardiyalı çalışma demek, uyku düzeninin olmadığı çalışma sistemi demektir." dedi.
Türk Uyku Tıbbı Derneği (TUTD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztura, yaptığı açıklamada, son zamanlarda dünyada vardiyalı çalışma ve iş sağlığı konularının popüler hale geldiğini söyledi. Öztura, şöyle konuştu:
"Her kurumun vardiya ile ilgili farklı bir algısı var. Dünya Çalışma Örgütünün önerdiği vardiya sisteminde, 8 saatlik 3 vardiya ve 3 vardiyanın ileri ötelenmesi yer alıyor. Çünkü insanın biyolojik bir saati var. Biyolojik saatimizin, yaşadığımız dünyanın kronolojik saatinden biraz daha uzun olduğu gösterilmiş. Yani 24 saatlik bir dünyada yaşıyoruz fakat biyolojik saatimiz, gün ritminin olmadığı ortamda yaşattığında, yaşam kalitesinin ve ritimlerinin kaydığını gösteriyor. Bu nedenle vardiyalı çalışmada, aylık vardiyaların ileri ötelenmesi isteniyor ama bunun düzenlemesi çok zor."
Amerika'dan gelen bir çalışmada vardiyalı çalışan hemşirelerde, göğüs kanseri sıklığının çalışma yoğunluğuna göre daha yüksek oranlarda görüldüğüne ilişkin bir iddia ortaya atıldığını vurgulayan Öztura, "Vardiyalı çalışma demek, uyku düzeninin olmadığı çalışma sistemi demektir. Vardiyalı çalışma şekli dünyanın dikkatini çekerek, popüler hale gelmeseydi insanların dikkatini çekmeyecekti belki ama bir grup vardiyalı çalışanlarda kanser riskinin artması, düzenli hayatı olan sıradan insanlara göre çok önemli bir bulgu olarak karşımızda duruyor." açıklamasını yaptı.
Kitap okumak beyni rahatlatıyor
Öztura, "Vardiyalı çalışma prensiplerine uyan ülkelere baktığınız zaman, düzenli mesainin yansımalarını üretimin kalitesindeki artıştan görebiliyorsunuz. Düzenli hayat standardı ve düzenli uyku hem biyolojik hem de ruhsal anlamda bir dinlenme ve yenilenme dönemi sunuyor. Yani biz sadece uyuduğumuzda fiziksel olarak dinlenmiyoruz aynı zamanda beynimizin de dinlenmesi, fiziksel olarak bakımının yapılması ve güne hazırlanması çok önemlidir." diye konuştu.
Ruhen ve bedenen uykuya hazırlanmanın önemine dikkati çeken Öztura, sağlıklı bir uykuya geçiş yapmak için beyni dinlendiren aktivitelerin önemli ölçüde işe yaradığını dile getirdi. Öztura, "Kitap okumak beynin rahatlaması açısından oldukça değerli bir aktivitedir. Akşam, yumuşak bir şeyler seyredin, günlük yaşam biçiminiz nasılsa, o yaşam biçimine uygun şekilde günü tamamlamaya gayret edin. Mesela sonbahar günlerini yaşadığımız bu günlerde son yarım saat balkonda oturun ve keyif yapın." önerisinde bulundu.
Size yeten uykuyu uyuduğunuz zaman mutlu olursunuz"
"Uyku, yaşamın olmazsa olmazıdır ve uykudan tasarruf etmek çok büyük bir hatadır. Çağımızın en büyük hastalıklarından birisi uykudan tasarruf etme düşüncesidir, çünkü yaşam bizi zaten çok zorluyor. Evet, vakit çok değerli ve doğal olarak vaktimizden, yapmak istediklerimizden tasarruf edemeyince uykumuzdan tasarruf etme yolunu tercih ediyoruz. Fakat kaliteli ve sağlıklı uyku düzenini oluşturmak muhakkak önemsenmelidir. Bunun yanı sıra, 'şu kadar uyumanız lazım yoksa kanser olursunuz' gibi şartlanmış bir uykuya da karşıyım.
Böyle uyku, sağlıklı bir uyku değildir. Siz, size yeten uykuyu uyuduğunuz zaman mutlu olabilirsiniz. Mutlu olmak çok önemli, bu da düzenli uykuyla sağlanır. Anksiyeteye girip, 'mutlaka uyumalıyım' veya 'bu işi tamamlamam lazım' diye uykunuzdan tasarruf etmeyin. Uyku doğal bir süreç olduğu için uykunuz geldiğinde yatmalısınız, uykunuzu aldığınızda da kalkmalısınız ki ertesi güne mutlu bir şekilde uyanabilin."
16 Aralık 2019 Pazartesi
Bu sezon makyajda minimalizm moda
2018/2019 sonbahar ve kış makyaj trendlerinde bizleri neler bekliyor? Cesur ve neon tonlara karşı gelen nude tonlar ve doğal görünümlü makyaj stillerinin bu yılın trendlerini etkilediğini belirten Sağlık ve Güzellik Uzmanı Sunny Shaper, no make-up stili ile ön planda olan doğal ve kusursuz makyajın detaylarını 4 başlıkta topluyor;
Kusursuz kontür
Yüz şekillendirme, bu sezonunda trendleri arasında. Elmacık kemiklerinizi şekillendirebilir, yüz hatlarınızı ince kontür uygulamaları ve yumuşak oyunlarla değiştirebilirsiniz. Hafif veya gösterişli bir kontur ile ince yüz hatlarına sahip olmanız mümkün.
Doğal ten görünümü
Bu sonbahar 2018 makyaj trendlerinde doğal ten makyajı ön planda. Doğal bir cilt makyajı için cilt tonunuza en yakın renklerde kullanılan bej tonlardaki fondötenler ile kusursuz görünebilirsiniz. Doğru tonlarda kullanılan fondötenlerle yüzünüzde maske etkisi olmadan kusursuz görünümünüzle dikkat çekmeyi başarabilirsiniz.
Makyajın tamamlayıcısı; allıklar
Kahve, bronz ve şeftali tonlardaki allıklar bu sezonun ön plana çıkan renkleri arasında. Yaz aylarında tercih edilen pembe allık tonlarının yanı sıra şeftali ve bronz tonlar yüzünüzde hafif bir sıcaklık yaratırken, makyajınızı sonbaharın renklerine göre tamamlayacak. Elmacık kemikleri üzerine yapılan allık uygulaması ile sağlıklı ve sıcak bir ten rengine nötr dokunuş sağlayacak.
Minimalist seçimler
Minimalist miktarda ihtiyaç duyulan no make-up makyaj trendi bu sezon göz makyajında da tekrar geri dönüyor. Sonbahar / kış 2018-2019 makyaj trendleri içinde kusursuz ten makyajının yanı sıra siyah eyeliner ön plana çıkıyor. Likit ve jel eyeliner ya da göz kalemi ile derin bakışlar elde etmeniz mümkün. Klasik görünümünüz solmadan, göz makyajınızda siyah ince bir eyeliner ile baştan çıkarıcı bir etkiye sahip olabilirsiniz. Günümüzde makyajsız görünüm, güzellik söz konusu olduğunda oldukça etkili. Sadece duş alın, cildinizi nemlendirin ve doğal makyaj uygulaması ile kapıdan dışarı çıkın, dünyayı güvenle keşfedin. Bu minimalist görünümü, çok şık bir gece elbisesi ya da iş yerinde bir takım elbise ile tamamlayıp, cildinizde doğuştan gelen güzelliği ve rahatınızı sergileyebilirsiniz.
f21e91be766940e2b6ea528c4b18f35fBurun estetiğinde açık ve kapalı teknik
Ülkemizde burun estetiği ihtiyacı olan kişi çok fazla. Çünkü tarih boyunca göç yolları üzerinde bulunan bir coğrafyada bulunduğumuz için çeşitli etnik gruplardan gelen insanların birleşimi burun yapılarında da epey deformasyona yol açmış. Bütün bu farklı ırkların kaynaşması sonucunda çeşitli yapılarda burunlar söz konusu.
Burun estetiğinde iyi sonuç elde edebilmek için burunun dokusu çok önemlidir. Ayrıca derisinin kalınlığı, yüz ile oranı, kişinin beklentisi çok iyi değerlendirilmelidir. Çoğunlukla derisi çok kalın olmayan, yüze göre aşırı derecede büyük olmayan burunlarda eğer ki iyi de bir teknik ile ameliyat yapılmışsa iyi sonuçlar elde etmek mümkündür. Aslında burun leb-i derya bir konu. Bunu ayırmak ve sınıflamakta çok kolay değildir.
Açık teknik, kapalı teknik
Öncelikle kapalı teknikten bahsedecek olursak, bu yöntem her kişiye uygulanabilecek bir yöntem değil. Özellikle aşırı derecede eğri burunlar ya da sekonder dediğimiz, daha önceden ameliyat edilmiş kişilerde kapalı teknikte iyi bir sonuç elde etmek oldukça güçtür. Açık teknikte bütün yapıları görerek ve büyük bir ihtimamla işlemin yapılması çok doğru. Burun ameliyatı sonrası bir de iyileşme süreci var ki bu da herkeste çok değişkendir. Yani bu süreçte iyi sonuç elde etmek için doktorun dediklerine dikkat edilmesi ve güneşten korunulması, burun için gerekli spreylerin düzenli kullanılması, travmalardan korunulması yara iyileşmesine çok etkili durumlardır.
Genellikle ameliyat süreci 2 saat kadardır. Şimdi daha iyi yöntemlerle ameliyat ettiğimiz için şişme ve morarma olasılığımız çok daha az. Tabi bu durum ameliyat sonrası tedavilerin iyi uygulanılması, özellikle dinlenmenin bir hafta süresince çok iyi yapılmasına da bağlı. Bunlar hep olumlu yönde etkileyen şeylerdir.
Son yıllarda estetik cerrahların özellikle kadın burnundaki yaklaşımı, yüz hatlarına uyumlu, kibar, daha feminen görünen, alın ve dudak yapısıyla bütünleşen, profili de düzeltecek şekilde yapılan onarımlardır. Erkekte ise erkeksi görünümü bozmayan, burnu fazla küçültmeyen ve yine komşu organlarla uyum içinde bir burun yapmaktır. Eğer ki yandaş dokularda, ağzında, çenede veya yanaklarda problem varsa, burun ameliyatından yaklaşık 2-3 ay sonra burun bir miktar oturduktan sonra o bölgelere de ufak tefek işlemler yapılması burun estetiğinin sonucunu daha pozitif yönde etkileyecektir. Yani burun estetiğinde sonucun iyi olmasında çevre dokularıyla uyumlu olması da etkendir. Bunun en güzel örneği, yüz çok güzeldir ama burun da problem vardır, bunu bir yaparsınız farklı bir insan gibi olur. Bu işte demin anlattığım komşu organlarla uyumu doğrulayan bir örnektir.
Sonuç olarak; burun estetiği kişiyi mutlu eden ve uzman ellerde yapıldığında çok yüz güldüren bir ameliyattır.
7554437fb69c4b5b91451dd588d43dac15 Aralık 2019 Pazar
Elektronik sigara doğurganlığı azaltıyor!
Birçok genç ve hamile kadın elektronik sigaraları normal sigaraya karşı daha güvenli bir seçenek olarak görüyor ve alternatif olarak kullanıyor. Ancak, elektronik sigara kullanımı doğurganlığı ve hamilelik sonuçlarını olumsuz etkileyebilir!
Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr. Betül Görgen, elektronik sigaranın doğurganlık ve hamilelik sonuçları üzerinde yeni tespit edilen etkileri hakkında şu bilgileri verdi:
"North Carolina Üniversitesi'nde yapılan son araştırmaya göre, gebelikten önce elektronik sigara kullanımının döllenmiş bir embriyonun rahme tutunmasını önemli ölçüde geciktirdiği, dolayısıyla doğurganlığı azalttığı fareler üzerinde yapılan deneylerle tespit edildi.
Ayrıca hamilelik boyunca elektronik sigara kullanımının, dişi yavruların sağlık ve metabolizmasını değiştirdiği de keşfedildi.
Öncesi de, sonrası da...
Bu bulgular, hamilelik öncesi ve sırasında elektronik sigaraların geleneksel sigaralara alternatif olarak daha güvenli olarak algılanması konusundaki görüşlerimizi değiştiriyor."
Kreşe giden çocuklar risk altında
İç Hastalıkları Uzmanı Türkan Özer, kış aylarının gelmesiyle çok sık görülmeye başlayan soğuk algınlığının risk grubunda özellikle kreşe giden çocuklar olduğunu ifade etti.
Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonun da birbiriyle sıkça karıştığını vurgulayan İç Hastalıkları Uzmanı Türkan Özer, "Soğuk algınlığı; nezle, boğaz ağrısı, öksürük, burun tıkanıklığı, hapşırma, hafif vücut ağrısı, baş ağrısı ve hafif ateşten oluşan tablodur. Gribal enfeksiyon ise; yüksek ateş, şiddetli vücut kas ve eklem ağrıları ve baş ağrısı ile seyreder" açıklamalarında bulundu
6 yaş altı çocuklar risk altında
Hasta kişinin öksürmesi ve hapşırması ile havaya yayılan virüsün solunum yolu ile sağlam insanları enfekte edebileceğini dile getiren Türkan Özer, 6 yaş altı ve özellikle kreşe giden çocukların risk altında olduğunu ifade etti. Semptomlar giderek şiddetleniyor, nefes darlığı ve hırıltılı solunum yaşanıyor ve 2-3 günden sonra ateş 38 derece üzerinde seyrediyorsa doktora başvurulması gerektiğini dile getiren Özer, "Risk faktörleri arasında bağışıklığı düşük kronik hastalığı olan erişkinler, sigara içenler, okul, kışla, sık seyahat etmek gibi kalabalık ortamlarda bulunanlar var" diye konuştu.
Paslanmaz çelik ve plastik yüzeylerde virüs daha fazla kalıyor
Virüslerin vücuda ağız, burun veya gözden girdiklerini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Özer, paslanmaz çelik, plastik veya sert yüzeylerde virüsün daha fazla kaldığını vurgulayarak, "Hasta kişinin öksürmesi ve hapşırması ile havaya yayılan virus solunum yolu ile sağlam insanları enfekte edebilir. El teması ile bulaşma olabilir, tokalaşmak ile veyahasta kişinin kullandığı eşyalar ile temas etmekde virüsün bulaşmasına neden olur.
Sağlam kişinin eline virüs bulaştığında bu kişi enfekte ellerini yıkamadan burnuna gözüne ağzına sürerse hasta olacaktır. Damlacık yoluyla havaya atılan virüs çevrede düştüğü yerin özelliğine bağlı olarak birkaç saat canlı kalabilir, paslanmaz çelik,plastik veya sert yüzeylerde daha uzun süre kalabilir. Çevreye dağılan virüs miktarı, çevrenin ısısı ve nemliliği de bu süreyi etkiler" ifadelerini kullandı.
Bol sıvı tüketilmeli
İç Hastalıkları Uzmanı Türkan Özer, soğuk algınlığında sıvı kaybının çok sık yaşandığını, iştahsızlık nedeniyle sıvı alımının azaldığını dile getirdi. Özer, "Ateş ve terleme ile sıvı kaybedilir dolayısıyla kolay dehidrate olunur. Tedavide suyun önemi çok fazladır, ayrıca suyundetox özelliği de vardır. Sade su içilebileceği gibi et suları, zencefil çayı, ballı bitki çayları, ballı limonlu çaylar, yüzde 100 şekersiz meyve suları içilebilir" dedi.
Özer, "Alkol, kafeinli içecekler; kahve , siyah çay, soda gibi içecekler daha fazla dehidratasyona sebep olurlar. Sert ve pürüzlü gıdalar; öksürük ve boğaz ağrısını artırır. İşlenmiş gıdalar ise hazmı zorlaştırır bu yüzden tercih edilmemelidir" ifadelerini kullandı.
Beslenmenize dikkat edin
Hastalıklardan korunmanın en önemli yolunun beslenme olduğuna dikkat çeken Özer, "Çorbalar; özellile et suyu, tavuk suyu, sebze çorbaları en önemli besin öğeleridir. Anti inflamatuvar etkiye sahiptirler ayrıca mukus inceltici özellikleri vardır, dehidratasyonu önlerler, boğaz ağrısı ve konjesyonu rahatlatırlar. C vitamini içeren meyveler; Çilek, domates, portakal, mandalina, greyfurt gibi narenciyelerimmün sistemi kuvvetlendirirler" diye konuştu.
Sarımsağın immüniteyi kuvvetlendirdiğini, semptomların şiddetini azalttığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: "Yoğurt, boğaz ağrısını yumuşatır ayrıca probiyotik özelliği ile immün sistemimizi kuvvetlendirir. Lifli yeşillikler; Ispanak, Brüksel lahanası ve diğer lifli yeşillikler C ve E vitaminlerinden zengindir immün sistemi de C vitamini ve zeytin yağı ile birlikte alındıklarında çok kuvvetlendirirler. Brokoli; besin deposudur, C ve E vitamininden, kalsiyum ve lifden çok zengindir. Yulaf ezmesi, E vitamininden zengindir immün sistemi kuvvetlendirir. Baharatlar; karabiber ve yaban turpu sinüs ve göğüs konjesyonunun azalmasına yardım eder.
Aşırı alkol, yetersiz uyku, yoğun egzersiz, obezite, aşırı yağlı beslenme, sigara içme ve psikolojik stresin bağışıklık sistemini zayıflattığının altını çizen Özer, bağışıklık sisteminin güçlü olması gerektiğini ifade etti.
Stresle doğru baş edin
Hastalıklardan korunma yollarını sıralayan Özer, stresle doğru baş etmenin tedaviyi desteklediğini dile getirerek, hastalıktan korunma yollarını anlattı. Özer, "El yıkamanın önemi çocuklara anlatılmalıdır.Öksürük ve hapşırık sırasında ağız ve burnu kapatmalı. Bardak tabak gibi mutfak eşyaları , havlu gibi banyo eşyaları kimseyle paylaşılmamalı. Hasta kişi ile yakın temastan kaçınmalı. Çocuk bakım evlerinde hijyen kurallarına dikkat etmeli, oyuncakların temizlenmesi sağlanmalıdır. Hafif düzenli egzersiz yapmalı. Yeterli süre 8 saat ve üzeri uyku uyunmalıdır" ifadelerini kullandı.
B12 eksikliği belirtileri ve nedenleri nelerdir?
B12 vitamini eksikliği yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp ilerleyen zamanlarda vücutta ciddi hasarlara ve ölümcül sağlık sorunlarına neden olabilir. b12 vitamini eksikliğini yaşamamak için ilk olarak nedenlerini bilmek gerekir.
B12 vitamini, eksikliği nedenleri…
B12 vitamini eksikliğinin en önemli nedeni, beslenme sorunudur. Besinlerden yeteri kadar b12 vitamini alınmadığında eksiklik yaşamak kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle b 12 içerden gıdalardan bolca tüketmek gerekir.
B12 vitamini hangi besinlerde bulunur?
B12 vitaminini bolca alabilmek için et, süt, yumurta, ciğer, yumurta ve balıktan muhakkak tüketmek gerekir. Her sabah kahvaltısında ve haftada bir veya iki kez akşam yemeklerinde ciğer, balık veya et tüketirseniz b12 vitamini eksikliğinizi giderebilirsiniz.
Ancak bazı kişiler b12 ağrılıklı beslendikleri takdirde bir türlü vitamin değerlerini yükseltmezler. Bunun nedeni yaşadıkları bir takım sağlık problemleri olabilir. B12 ağırlıklı beslendiğiniz halde bir türlü değerlerinizi yükseltemiyorsanız ağıda vermiş olduğumuz hastalıklardan birine sahip olabilirsiniz.
Mide rahatsızlıkları
Midede meydana gelen gastrit türü hastalıklar mide çeperindeki hücrelerin azalması durumudur. Mide içi hücrelerin azalması durumunda B12 vitaminin depolanması mümkün olmamaktadır.
Çölyak hastalığı
Yaşlanmak
Yaş ilerlemeye başladığında b12 vitamini emilimi azalmaktadır. Bu nedenle orta yaşın biraz üzerinde olanlar B12 vitaminine dikkat etmelidirler.
B 12 vitamini eksikliği kimlerde görülmektedir?
Vejeteryan olan kişilerde
Vejeteryan olanlarda genellikle b12 vitamini eksikliğine çok sık rastlanır. Et, süt, yumurta gibi besinleri hiçbir zaman tüketmemek ilerleyen zamanlarda B12 vitamini eksikliğini getirir hatta ciddi sağlık problemlerine neden olabilir.
Diyabet hastalarında
50 yaş üzerinde olan ve diyabet hastası olan sık ilaç kullanan kişilerin muhakkak b12 vitamini eksikliği olup olmadığını araştırmalıdırlar.
Çölyak hastalarında
Gıdaların vücut tarafından işlenmesinde sorunlara yol açan Crohn hastalığı, çölyak hastalığı gibi hastalıkları yaşayanlarda B12 eksikliği sık görülmektedir.
Alkol tüketenlerde
Cerrahi zayıflama operasyonu geçirenlerde
Mide kelepçesi kullanan kişilerde
B12 vitamini eksikliğinde vücut belli tepkiler ortaya çıkarmaktadır. İlk zamanlarda B12 vitamini eksikliğinde hafif aksaklıklar meydana gelir. Ancak daha sonraları bu eksiklikler, şiddetlenir ve ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkartabilir.
B12 vitamini eksikliği belirtileri nelerdir?
B12 vitamini eksikliğinde vücut geneline yeterli oksijen taşıyamaz bu nedenle vücutta yorgunluk ve halsizlik hissi oluşur. Hafif baş dönmeleri de beraberinde gelen belirtiler arasındadır.
Diş eti kanaması
B12 eksikliğinde özellikle diş etlerinde kanamalar görülür. Diş etlerinde sürekli olarak kanama meydana gelmesi b12 eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir.
Kabızlık
Şiddetli ve sürekli hale gelen kabızlık B12 eksikliğinin en önemli belirtileri arasında yer alır.
Baş ağrısı
Baş ağrısı ve konsantrasyon eksikliği B12 eksikliğinin belirtileri arasındadır.
Morarma
Kollarda ve bacaklarda meydana gelen nedeni bilinmeyen morarmalar B12 eksikliğine işaret ediyor olabilir.
Yaş gruplarına göre günlük B12 miktarları
7-12 Ay Arası: 0.5 mcg
1-3 Yaş Arası: 0.9 mcg
4-8 Yaş Arası: 1.2 mcg
0-6 Ay Arası: 0.4 mcg
9-13 Yaş Arası: 1.8 mcg
14-18 Yaş Arası: 2.4 mcg
Yetişkinler: 2.4 mcg
Gebelik ve Emzirme Dönemi: 2.6 mcg
Genel cerrahi nedir, neye bakar? Hariciye bölümü doktoru hangi hastalıklara bakar?
"Genel cerrahi nedir, neye bakar? Hariciye bölümü doktoru hangi hastalıklara bakar?" soruları binlerce hasta tarafından merak edilir. Birçoğumuz hastalık şikayetine ile doktora gittiğimizde hangi bölüme hangi doktor bakar pek bilemeyiz. Özellikle genel cerrahi bölümü hep kafaları karıştırır.Genel cerrahi branşı, söz konusu niteliğinden hareket ile son derece geniş bir kapsam içermekte ve yine buna dayalı olarak da sayısız tıp disiplini ile iş birliği yapmak sureti ile eş güdümlü olarak faaliyet göstermektedir. İşte genel cerrahi hakkında merak edilen tüm soruların cevabı...
Genel cerrahi nedir, neye bakar?
Genel cerrahi, vücutta sistemik ve yerel sorunların cerrahi yöntemlerle tedavisini sağlayan tıbbi bir uzmanlık alanıdır. Yakından inceleyeceğimiz genel cerrahi ile ilgili öncelikle genel cerrahi ne demek bunu öğrenmemiz gerekir. Peki, genel cerrahi nedir, neye bakar?
Genel cerrahi ne demek?
Genel cerrahi oldukça geniş yelpazedeki birçok cerrahi hastalık için bilgi ve aşinalık gerektiren bir disiplindir. Halk arasındaki ismi hariciyedir.Genel cerrahi vücuttaki genel ya da bölgesel sorunların ameliyat ile tedavisinin yanı sıra; yaralanma ve yara iyileşmesi gibi konuları da içerisine alan tıbbı bilim dalıdır. Tüm bu alanlarla ilgilenen uzman ise genel cerrahidir. Peki, genel cerrahi hangi hastalıklara bakar?
Genel cerrahi (hariciye bölümü doktoru) hangi hastalıklara bakar?
-Apandisit
-Memede ağrı
-Memede kollara doğru yayılan ağrı
-Memede sertlik hissi
-Karın bölgesinde şişlik buna bağlı ağrı
-Basur
-Hemoroid
-İnce bağırsak
-Kalın bağırsak
-Karaciğer
-Mide
-Tiroid bezinin az çalışması
-Vucutta et beni
-Siddetli karın ağrısı
-Dönüşümlü olarak ishal ve kabızlık
-Karında doygunluk duygusu
-Sırt ağrıları, sağ omuz bölgesinde gerginlikler
-Göbek bölgesinde ağrı ve şişlik
-Kasıkta ağrı ve şişlik
13 Aralık 2019 Cuma
Yeni moda: Karpuzdan saçlar!
Çok sıcak bir yaz günü havuz başında oturduğunuzu ve birinin elinde karpuzla yanınıza doğru geldiğini düşünün. Daha ferahlatıcı ve güzel ne olabilirdi değil mi?
Fotoğraf: instagram.com/mepiremusic
Ve şimdi de o karpuzu kafanızda hayal edin...
Fotoğraf: instagram.com/shannon.evolve
Instagram fenomenleri bu hayali gerçeğe dönüştürdü.
Fotoğraf: instagram.com/soloparamunecas
Saçlarını yeşil ve kırmızıya boyayan fenomenler hem lezzetli hem de düşük kalorili bir moda akımının peşindeler!
Fotoğraf: instagram.com/abracatrena
İlk başta şüpheci yaklaşsanız bile sonradan saçların güzelliğiyle büyülenmemek elde değil.
Fotoğraf: instagram.com/kat.leep
İşte karpuz saçlardan bazıları...
Fotoğraf:instagram.com/eleanor3461
Fotoğraf: instagram.com/xoautumnlouise
Fotoğraf: instagram.com/mad_hatter_panda
Fotoğraf: instagram.com/hairbypurplepeopleeater
Fotoğraf: instagram.com/hairbynatalierose
Fotoğraf: instagram.com/alchemytheworks
Fotoğraf: instagram.com/cosmopaulogist
9cc565dcc25b4fc98060cde7b89c0a79