23 Nisan 2020 Perşembe

Sağlıklı olmayan besinler nelerdir?

İşte sağlıklı olduğuna inandığınız ama sağlığınızı tehdit eden yiyecek-içecekler!

Zeytinyağlı yemekler... Oda sıcaklığında kullanıldığında zeytinyağı sağlıklı bir gıda maddesi. Ancak; yüksek ısıya temas ettiği anda, bozulur ve kanserojen maddeye dönüşür. Alternatif olarak kullanabileceğiniz hindistan cevizi yağı, ısıya karşı son derece dengeli bir yapıda olduğundan en iyisidir.


Balık... Balıklar, çiftlikte yetişenler ile doğal ortamlarından alınan balıklar olmak üzere iki kategoride incelenir. Çiftlik balıkları, fabrikalarda seri üretilen hayvanlarla hemen hemen aynı şartlarda yetiştirilmekte; kısıtlı alanlara tıkılmakta ve korkunç şartlarda yaşam savaşı vermeye zorlanmaktalar. Yaşam alanlarındaki inanılmaz derecedeki dışkı birikintileri, yoğun parazit ve buna bağlı hastalıkların üremesine sebep oluyor. Balıkları böylesine sağlıksız bir ortamda hayatta tutabilmek için yaşadıkları suya yüksek miktarlarda antibiyotikler ve bir takım kimyasallar katılıyor. Bu balıklar, atık tahıl, soya, mısır gluten, kimyasal madde ve nörotoksinlerden oluşan lezzetli bir diyetle besleniyorlar. Ve balığın yediği her şey, otomatik olarak bize transfer oluyor. Doğal ortamlarından avlanılan balıklar, biraz daha sağlıklı; ama yine de çok iyi değil. Birçoğu (sardalya hariç), doğadaki radyasyondan sonra en zehirli element olan cıvadan bol miktarda içeriyor.


Hazır soslar...Sağlık çevrelerince favori gösterilen soya proteini içerikli hazır soslar, birçok yemekte tatlandırıcı olarak kullanılıyor ve tuzlu tadı sebebiyle çok seviliyor. Ancak bu soslar mayalanmamış soyadan üretiliyor ve yukarıda da bahsettiğimiz üzere soya, sağlıklı bir besin maddesi değil. Yemeğinizde hafif bir tuz tadı seviyorsanız eğer, soya içerikli soslar yerine az miktarda Himalaya tuzu kullanabilirsiniz. Ama tuzu hayatınızdan çıkarmaya niyetli iseniz, damak tadınız yavaş yavaş tuzun yokluğuna ayak uyduracaktır.


Meyve suyu...Söylenebilecek tek kelime var: şeker! Meyve suyunun bedeninize tek katkısı bu. Çünkü, meyve soyularak bütün lifinden ayrılıyor, böylelikle ağza temas ettiği anda şekere dönüşüyor ve kan şekerinin tavan yapmasına sebep oluyor. Elbette ki marketlerden alınan meyve suları sadece çöp ve birçoğumuz bunu zaten biliyor. Ancak, evde yapılan meyve suları da, içerdikleri şeker miktarı sebebiyle sağlıklı olmaktan çıkıyor. Meyve suyu yerine sebze suyu tercih etmek en akıllıca yöntem. Biraz tat katmak için bir elma yeterli!


Organik restoranlar...Organik olduklarını iddia eden restoranların sağlıklı alternatifler olarak pazarlanması gerçek bir suç. Çünkü bu yerlerde de etler işlenmiş, soslar şeker ve koruyucu maddelerle dolu olarak servis ediliyor. Yani bu restoranların sağlıkla uzaktan yakından ilgisi yok.


Soya...Soya sütü ve tofu çoğunlukla et ve süt ürünlerinin sağlıklı alternatifleri olarak düşünülüyor. Ancak, et ve süt ürünleri kimi özellikleriyle ne kadar zararlıysa, soya sütü ve tofu da aynı şekilde zararlı olabiliyor. Organik yöntemlerle mayalanmış soya ürünleri, doğru miktarlarda faydalı olabilir; ancak batı dünyasının büyük kısmı, soya sütü ve tofu gibi işlenmiş (ve genelde genetikleri ile oynanmış) ürünlerin sağlık açısından yararlı olduklarını düşünüyor. Halbuki, soya, yüzlerce epidemiyolojik ve klinik laboratuar çalışmaları tarafından; beslenme bozuklukları, sindirim problemleri, tiroit hastalıkları, bilişsel yetide düşüş, yapılanma zorlukları, kısırlık, özürlü doğumlar, bağışıklık sisteminde çöküş, kalp rahatsızlıkları ve kanserle ilişkilendiriliyor.


Süt ürünleri...Süt ürünlerinin faydaları konusundaki argümanlar genelde içerdiği zengin kalsiyum oranı etrafında döner. Ancak inanın, öyle değil. Çünkü süt ve süt ürünleri hayvansal proteinlerden oluşur ve bunlar vücudunuzda asidik reaksiyonlara yol açar. Vücudunuz pH seviyesini dengeleyebilmek adına kendi alkalik mineral kaynaklarına yönelir ve kemiklerinizdeki kalsiyumu emmeye başlar. Kısacası, süt ürünleri bedeninize kalsiyum takviyesi yapmak yerine, aslında mevcut kalsiyum kaynaklarını kullanır. Ayrıca şöyle bir gerçek de var ki pastörize süt ürünleri antibiyotik içerir, sütün alındığı hayvanlar pek de sağlıklı sayılmaz ve irin hücreleri ile doludur. Yapılan araştırmalara göre, sütteki ortalama irin hücresi sayısı 316 milyon!


7cb3aaf078e84847b28ff18b04996ede

A’dan Z’ye tuvalet eğitimi

Şimdi vereceğimiz ipuçlarıyla çocuğunuz bezini bir kenara atıp tuvalet alışkanlığı kazanacak. Yalnız hatırlatmakta fayda var, ilk başta ufak kazalar olabilir, o yüzden hemen pes etmeyin. Baktınız çocuğunuz denemelerden çok sıkıldı ve bunaldı, bir hafta denemelerinize ara verin, sonra tekrar başlarsınız.



Şimdi vereceğimiz ipuçlarıyla çocuğunuz bezini bir kenara atıp tuvalet alışkanlığı kazanacak. Yalnız hatırlatmakta fayda var, ilk başta ufak kazalar olabilir, o yüzden hemen pes etmeyin. Baktınız çocuğunuz denemelerden çok sıkıldı ve bunaldı, bir hafta denemelerinize ara verin, sonra tekrar başlarsınız.
Tuvalet eğitimi de emekleme, yürüme ve konuşma gibi gelişimsel bir görevdir ve anne-babalar her çocuğun kendi zamanlamasına göre beceri kazanmasına izin verilmeli. Tuvalet eğitiminin üstesinden gelinen zaman ile zekâ diğer alanlardaki becerilerin hiçbir ilişkisi yoktur; erken konuşan veya erken yürüyen her zaman lazımlık kullanmayı erken öğrenen olmayabilir ve lazımlık kullanmayı erken öğrenen de erkenden okuyan olmaz. Bazı çocuklar tuvalet eğitimi için 2 yaşından önce hazırdırlar, bazıları ise 3 yaşından önce hazır olmazlar, fakat çoğu ikisi arasında hazırdır. Bebeğinize tuvalet eğitimi vermeye ne zaman başlamanız gerektiğini merak mı ediyorsunuz?
 
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Gençer Seçkin ile tuvalet eğitimine ne zaman başlamamız gerektiğinden bu dönemdeki hassas noktalara kadar pek çok yeni bilgi öğrendik.
 
Tuvalet eğitimi için ideal bir yaş yoktur. Bu tamamen çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimiyle bağlantılıdır. 12 aydan küçük çocukların mesane ve bağırsak kontrolü yokken, bu kontrol 1,5 yaşına doğru yavaş yavaş gelişmeye başlar. Çocuklar, 18 ile 24. aylar arasında tuvalet eğitimine hazır olmaya başlarlar. Ama bazı çocukların 30. aydan önce hazır olmadıklarını da hatırlamak lazım.
 
Tuvalet eğitimine duygusal hazırlık nasıl olmalı?
Tuvalet eğitimine başlayabilmek için çocuğun duygusal olarak da hazır olması gerekir. Çocuğun böyle bir eğitimi kabullenmesi, sizinle inatlaşmaması, aşırı tepki göstermemesi gerekir. Çok fazla itiraz ediyorsa, eğitime bir süre ara verin. Tuvalet eğitimine çocuğunuzun rahat bir dönemine denk getirin. Stres öğrenmeyi güçleştirir. Stresli koşullarda böyle bir eğitim, onun daha da mutsuz olmasına yol açabilir. Yakın zamanda taşınacaksanız ya da yeni taşındıysanız, bebek bekliyorsanız, ailede cenaze ya da ciddi kronik hasta biri varsa, eğitime koşullar düzelinceye kadar bekleyip daha sonra başlamak gerekir.
 
Çocuğunuzun tuvalete hazır olduğunu gösteren ipuçları
18 aylık ya da üstüyse
Altını ıslattığını bilip kendini rahatsız hissediyorsa ya da poposunu gösterip kaka yaptığını işaret ediyorsa
Kaka yapmak üzere olduğunu size söyleyebiliyor ya da klasik kaka yapma pozisyonlarına giriyorsa
Kısa bir süre de olsa çişini tutabiliyorsa
Lazımlığı gösterdiğinizde ne işe yaradığını söylüyorsa
Lazımlığa yapmasa bile üstüne oturuyorsa
Sizi taklit edip tuvalete oturmayı deniyorsa
Kıyafetini indirip tek başına lazımlığa oturup kalkabiliyorsa sizinkinin lazımlığa geçme zamanı gelmiş demektir.

 
Tuvalet eğitimine başladığınızda…
Tüm aile bireyleri, öğretmen, komşular aynı kelimeleri kullanın. Bu kelimeler çocuğunuzu utandırmasın, aklını karıştırmasın ve savunmaya geçmesine neden olmasın. Pis, kötü kokuyor tanımlamalardan kaçının. Negatif terimler utanmasına ve kendine olan güveninin azalmasına yol açabilir. Tuvaletini yapması su içmek kadar doğal ve tepkisiz karşılanmalı. Çok sabırlı davranın; bu sürecin uzun olabileceğini kabullenip hayal kırıklığına uğramayın. Yol gösterici olun. Tuvalet eğitimi için akşam 6'dan itibaren sıvı alınmasını kısıtlayın. Gece sütü, meyvesi, çayı kaldırın. Beş gece arka arkaya kuru kalıyorsa gece altını bağlamamaya başlayabilirsiniz. Çocuğunuzu bu konuda aşırı zorlarsanız, kabızlık, kaka tutma, tuvalet eğitiminin iyice gecikmesi, kendine olan güven eksikliği, aşırı titizlik ya da ileri düzeyde obsesyon gibi ruhsal bozukluklar ortaya çıkabilir.
 
Tuvalet eğitimi ne kadar sürer?
Çoğu çocuk 3 ile 4 yaş arasında kaka kontrolü ve gündüz çiş kontrolünü kazanmış olur. Gece altını ıslatmamak en erken altı ay sonra ya da aylar sonra gelişir.
 
Alıştırma külotları
Alıştırma külotlarına eğitimin hemen başında değil epey bir yol aldıktan sonra geçin. Çocuk oturağa ya da tuvalete çiş kaka yapmaya başladıktan sonra ve gündüzleri uzun süreli altını ıslatmamaya başlayınca artık alıştırma külotlarına geçebilirsiniz.
 
Cesaretlendirme yöntemleri
Bu soru birçok ailenin ortak problemi. Çocuğunuz kakasından iğrenip rahatsız olduğunuzu belirtebilir. Hatta bu durumdan utanabilir. Ona, mutlaka bunun çok normal ve herkes tarafından yapılan bir şey olduğunu anlatmanız gerekir.  Ayrıca kakasını yaparken şarkılar söylemeniz, yanında durup sohbet etmeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Bir başka çözüm önerisiyse kakası geldiğinde bezli halde lazımlığa oturtmak. Alışkanlık haline geldiği zaman bezinin bantlarını açın ve bezi hafifçe lazımlığa yayın. Lazımlık derinse bezi içine atabilirsiniz. Böylece poposu kaka ile temas edip cildini tahriş etmez.
 
Geceleri hala altına yapıyorsa
Her çocuğa göre değişen bir durumdur. Bazı çocuklar tuvalet alışkanlığını kazanır kazanmaz altına yapmayı bırakır. Bazıları da gündüz tuvaleti kullanırken geceleri altına yapmaya devam eder. Genelde bu durum 3 yaşına kadar sürer fakat okul çağına kadar da uzayabilir. Uzmanlar geç yaşta tuvalet alışkanlığı kazanan anne ve babanın aynı problemi çocuğunda da yaşayabileceğini söylüyor. Yani çocukluğunuzda tuvalet alışkanlığınızı geç geliştiyse çocuğunuzun da size çekmesi muhtemel. Çocuğunuza gece tuvalete kalkmayı öğretmeden birkaç gün önce sabahları bezini kontrol edin. Hazır olduğunu hissettiğiniz zaman bezini çıkarın. Artık büyüdüğünü, tuvaleti geldiğinde kalkıp yapması gerektiğini açıklayın. İşi kolaylaştırmak için lazımlığı yatağın başına koyabilirsiniz. Ya da gece lambasını açık bırakarak tuvalete kalkması için onu cesaretlendirebilirsiniz.
 
Sonuç alamadıysanız…
Eğitimin olumsuzlukla sonuçlanmasının en önemli nedeni, çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olmamasıdır. Kakasını ve çişini yapabilecek ve birkaç dakika tutabilecek yaşta olduğunu bilmesi gerekir. Üstelik altının kuru ya da ıslak olması yeterli değil. Önemli olan bu eğitimin anne çocuk arasında güç savaşına dönmemesi. Tuvalet eğitimi geri dönüşlüdür. İki ileri bir geri işler. İlk basamak biraz zorludur, hazırlıklı olun! Çocuğunuz hasta olduğu zamanlar sıraladığımız önerilerimizi bir geriden takip edebilir ya da askıya alabilirsiniz. Bununla birlikte tüm hafta boyunca çabalıyor ve gün boyunca türlü türlü kazalarla bir sonuç elde edemiyorsanız moraliniz bozulacaktır. Canınızı sıkmayın, demek ki çocuğunuz henüz hazır değil. Birkaç ay sonra tekrar denemek üzere biraz ara verin.
 
Yeter ki öğrensin!
Klozeti, lazımlığı nasıl istiyorsa öyle kullanabilir. Ama ilk seferinde oturmak onun için daha kolay olur. Fakat oğlunuz babası gibi tuvaletini ayakta yapmak isterse bu duruma sevinmelisiniz!
 
Lazımlık mı tuvalet mi?
Yine aynı cevabı veriyoruz. Çocuğunuzun canı hangisini istiyorsa onu yapsın. Tuvaleti kullanmak isterse minik basamaklardan ve tuvalet oturma koltuklarından satın alabilirsiniz.
 
Tuvalet kazalarını önlemek için…
Sakin olun ve çocuğunuz altına kaçırdığında yanlış bir şey yaptığını hissetmesine izin vermeyin. Kendini kötü hissettiği zaman kaşlarını çatmayın aksine yüzünüzde gülümseme belirsin. Anne ve baba olarak kendinizi zorlu günlere hazırladıysanız baş etmesi daha kolay olacaktır. Her şeye hazırlıklı olun, altına yapması durumunda yanınızda hep yedek kıyafetler olsun. Açık renkteki mobilyalarınızı korumaya bakın. Özellikle arkadaşınızın evine gittiğiniz günler sizin açınızdan zorlu olabilir. Bu yüzden sık sık tuvalete götürüp ufak denemeler yapın.
 
Lazımlığa kaka yaparken…
En güzel ve mantıklı açıklama çocuğunuza artık büyüdüğünü ve bu yüzden tuvalete yapması gerektiğini söylemenizdir. İster lazımlığı sandalye gibi kullansın ister kafasına geçirip oyunlar oynasın yeter ki ondan korkmasın!
 

 
Tuvalet eğitiminin 10 'altın' kuralı
 
1- Lazımlık satın alın
Çocuğunuz 18 aylık olduktan sonra rahat ve kullanışlı bir lazımlık satın alın. Eğlence gibi göstererek lazımlığa oturtun. Bir yandan da ne işe yaradığını anlatın. Banyo öncesi, ilk deneme için uygun bir zamandır. İlk denemede başarılı olursanız çok şanslısınız. Sonuç alamazsanız da üzülmeyin, çünkü bu daha ilk denemeniz.
 
2- Lazımlığın yeri hep sabit olsun
Lazımlığı her zaman aynı yere koyun. İhtiyacı olduğunda nerede olduğunu bilsin. Gün boyunca birkaç kez lazımlığa oturtun bir yandan sohbet ederek aslında ondan ne beklediğinizi anlatın. Zamanla aklına kazıyacaktır, biraz sabredin.
 
3- Doğru zamanı kollayın
Kimi çocukların düzenli tuvalet saatleri olur. Aşağı yukarı ne zaman kakasını yapacağını tahmin edebilirsiniz. İşte o saatler geldiğinde ufaklığı hemen lazımlığına götürün. Tabii ne yapması gerektiğini de tekrar tekrar anlatın. Biliyorsunuz çocukların tuvaleti geldiğinde ya yüzleri kızarır, ya da birden bire sabitlenip bir yere odaklanır. Siz de eyleme geçtiğini anlarsınız! Böyle zamanları değerlendirin, gözünüz üstünde olsun. Tuvaleti gelince hemen bezini açıp lazımlığa oturtun.
 
4- Bezini çıkarın
Zaman zaman bezini çıkarın. Genelde evde olduğunuz sabah ve öğle sonralarını tercih edin. Neden bezini çıkardığınızı ve lazımlığın ne işe yaradığını ona, bıkıp usanmadan anlatın. İlk denemelerde ufak problemler yaşayabilirsiniz. Bir bakarsınız altına yapmış, ortalık batmış. Bu gibi durumlarda ikinci ve üçüncü önerilerimize geri dönüp birkaç gün eğitiminizi erteleyin.
 
5- Kibarca sorun
Sakince çocuğunuza lazımlık kullanıp kullanmak istemediğinizi sorun. Bazen çocuklar tuvaleti reddedip altlarını bilerek ıslatırlar. Sakın üstüne gidip durumu kötüleştirmeyin. Çocuklar özgürlüklerine düşkündür. Ne kadar çabuk öğrenirse tuvalette o kadar az vakit harcayacağını ona anlatın.
 
6- Tuvalete oturtmaya başlayın
Çocuğunuz artık lazımlık kullanmaya alıştıysa tuvaleti kullanmanın tam sırası. Yavaş yavaş lazımlıktan vazgeçip yetişkinler gibi tuvaleti kullanmaya başlayabileceği konusunda cesaretlendirin. Rahat etmesi için şirin, çocuklara özel klozet koltuklarından alın. Üstelik istediği modeldeki koltuğu beraber alabilirsiniz. Hem onu da teşvik etmiş olursunuz.
 
7- Hazırlıklı olun
Dışarı çıkmadan önce tuvalete gitme alışkanlığını öğretmeye başlayın. İlk başlarda çişini yapmak için direnebilir ya da inat edip uzun süre tuvalette kalabilir. Sabredin, nasıl olsa bir ara yapacak!
 
8- Kabullenin
Bez bağlama işini giderek azaltın. Fakat "Nasıl olacak bu iş? Ya dışarıdayken altına yaparsa" dediğinizi duyar gibiyiz. Bu gibi durumlarda çocukların tuvalete geçiş dönemi için özel olarak tasarlanmış sızdırmaz külotlar bulunuyor. Fakat hiçbiri bez kadar korumuyor. Bu yüzden siz de bu durumlara kendinizi alıştırın.
 
9- Baskı yapmayın
Lazımlıktansa tuvaleti kullanmasını tercih edin. Ama kararı yine de kendisi versin. Nasıl olsa ömrünün sonuna kadar bez tutmayacaksınız!
 
10- Bezlere elveda deyin!
Tuvalet alışkanlığını bir düzene oturttuğunuz zaman sadece geceleri bez bağlayın. Sabah uyandığında yine altına yapmış olabilir ama bu yılmak için bir neden değil!
 
Unutmayın çocuğunuz bu süreçte yardımlarınıza muhtaç. Tek başına fermuar çekmek, düğme iliklemek kolay olmayacaktır.
 

 



1625ca0c988c4e559787f0b650ba4aac

16 Nisan 2020 Perşembe

Anne-babayı affetmenin 6 adımı

Anne-babayı affetme kararı üzerine etraflıca düşünerek, derinden isteyerek, ancak çok erken veya yanlış sebeplerle alınmış olabilir. İşte affetmenin aşamaları ve her aşamada ne yaptığının bilincinde olmanın önemi.



Anne-babayı affetme kararı üzerine etraflıca düşünerek, derinden isteyerek, ancak çok erken veya yanlış sebeplerle alınmış olabilir. İşte affetmenin aşamaları ve her aşamada ne yaptığının bilincinde olmanın önemi.
Affetmeyi istemek yeterli değildir. Bizi dünyaya getiren kişileri doğru biçimde affedebilmek için, eşanlı olarak "kurban suçluluğu" duygusundan ve çevre baskısından özgürleşmemiz gerekir. Bunun için kendimize ihtiyaç duyduğumuz zamanı tanımamız ve gerekli aşamalardan geçme hakkını vermemiz icap eder.
 
Amaç sadece affetmek değil, aynı zamanda buna sebep olan durumları da dile getirmek. Aksi halde, yani yalnızca affetmenin teşvik edilmesi durumunda, erken veya sebebi tartışılır affetmelere neden olan kötü muamelelerden asla konuşamayız.  
 
"Çocuğun aklında, anne baba her zaman haklıdır" diyor psikanalist Gabrilelle Rubin*. "Eğer ebeveyni ona kötü davrandıysa, fiziksel şiddet uyguladıysa, çocuk, kesinlikle tek suçlunun kendisi olduğuna inanıyor. Hayalî hatalarından ötürü suçlu hisseden ve kendini sert bir şekilde cezalandıran kişilerin duydukları acının kökeninde sıklıkla bulduğumuz gerçek budur. Çünkü garip bir dönüşümle, zarara uğrayan kendisi olmasına rağmen, kurban, ona kötü muamele eden kişinin hissetmesi gereken suçluluk duygusunu üzerine alır. 
 

 
Psikanaliste göre, kötü muamele bilinçli olmasa bile (ebeveynin depresif veya hasta olması gibi durumlar) bu kişiyi affetmeden önce "kendini kurban olarak görmeye başlamak" şart, "yani suçlu hisseden bir masum" gibi. Yoksa kişi, en derinde suçlu hissetmeye devam eder." Rubin şöyle devam ediyor: "Bunun bilincinde olmayan kişi için, sadece 'cezalandırılan acı' vardır. Ebeveynin hangi niyetle kötü muamele ettiğinin hiçbir önemi yoktur. Bu, bedenin onu yaralayan kişinin niyetini dikkate almamasına benzer, sadece acır ve hepsi budur. İkinci olarak şunu bilmeliyiz: Bizi yaralayanın, bizi cezalandıran ebeveynimiz olduğunun bilincine varırız ve ardından 'masum bir saldırgan'ı vuracak nefret duygusunu bastırmaya çalışırız." Rubin'e göre "direncini veya kararsızlığını fark etmek, bu sürecin her aşamasında affetmeyi erteleme ya da reddetme ihtimalini değerlendirmek için bir içsel çalışma yapmak önemli. (Meselâ yanlışlarını kabul etmek istemeyen bir ebeveyni affetmek çok zor olabilir.)"    
 
1. Kendine seçenek sunmak
Affetmeye hazır olduğumuzu düşünsek ya da bunu yapmak için sebeplerimiz olsa da, affetme düşüncemizin başından itibaren, affetmemenin de bir seçenek olduğunu bilmemiz esastır. Çevremizin bu konuda ne düşündüğünün veya bu seçeneğin baskın söylemlere aykırı olmasının önemi yoktur, affetmemek herkesin hakkı olan bir seçenektir. Bu karar, kötü muamelenin şiddetinin objektif değerlendirilmesi ile değil, bizim derin duygularımızla ilgilidir. Çevremizin "yapmalısın" baskısının yanı sıra, "yapmalıyım" diye kendimizi zorlamaktan da kaçınmalıyız. Açıkça, özgürce seçim yapabilmek için, ne başkalarının baskısına, ne de kendi suçluluk duygumuzun ağırlığı altında ezilmeye izin vermeliyiz.   
 
2. Kendine zaman vermek
Doğası, süresi ve sebebi ne olursa olsun, kötü muamele korku, öfke, kin, acı, utanç, umutsuzluk gibi yoğun olduğu kadar derin, bastırılmış ancak hâlâ etkin durumdaki duyguları kışkırtır. Bu duyguları tanımadan ve üzerimizdeki etkilerini ölçmeden affetmek, dahası, genel olarak hayatımızda ilerlemek mümkün değildir. Ve bu zaman alır. Bu, kendimizi sansürlemeden, yaşadıklarımızı ve bize acı veren bu tür katlanılmaz durumları yaşatan kişileri kendimizle konuşma zamanıdır. Hissettiğimiz duyguları tarif eden kelimeleri kullanmaya cesaret etmeliyiz: "Kin duyuyorum", "Utanıyorum"… Bu, bilinçli olarak karar verme yolunda atılması kaçınılmaz ilk adımdır.
 
İkinci adım ise şudur: Eşanlı olarak, -bu, bir profesyonel ile daha kolaydır- geçmişte yaşadığımız kötü muameleler ile acılarımız ve bugünkü başarısızlıklarımız arasında bir bağ kurabiliriz. Kendimize zaman vererek, uğradığımız zararın derecesini ölçebiliriz. İhmal edilmek, istismar edilmek veya fiziksel şiddet görmek, görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir fark yaratır. Örneğin, sanatçı kariyeri yapmak için yeterince cesaretlendirilmemiş ya da engellenmiş biri, ebeveynine öfkeli olabilir. Yeniden hatırlanıp gözden geçirildiklerinde, bazı suçlamaların sebepleri kendiliğinden aydınlanabilirler.          
 
3. Hissetmek ve karar vermemek
Affetmek, narsistik bir eylemdir. Affedenin gönül yüceliğini, cömertliğini gösterir. Ayrıca söz konusu ilişkide barış etkenidir. İki durum da, birçok affetme eyleminin vaktinden önce gerçekleşmesine sebep olabilir. Ancak, vaktinden önce affetmenin verdiği haz kısa sürelidir ve bedeli çoğu kez ağır ödenir. Çünkü, kişinin bilinçli tercihinin ilerlediği süreç, geçilmesi gereken temel aşamalardan kesilmiştir. Ancak geçmişi yeniden gözden geçirdikten sonra, düşmanca duygularımız ile birbirine zıt arzularımızdan beslenen iç çatışmalarımızı geride bırakmayı takiben, duygusal olarak sakinleşmişken affetmek isteyip istemediğimizi anlayabiliriz. 
 
Her iki durumda da bu karar, yoğun ve kalıcı bir adalet duygusu doğurur. Çünkü affetmeyi iyice düşünmüş, kendi içimizde bunun üzerine çalışmış ve onu derinden hissetmişizdir. İşte o zaman kendimize ulaşır, takıntılı düşüncelerden ve bizi teslim alan duygulardan kurtuluruz. Affetmeye konu olan kişi artık hayatımızın merkezinde yer kaplamaz ve bizim isteğimiz dışında bizi yönlendiremez. Artık ne tepki veriyoruz, ne muhalefet ediyoruz, ne intikam peşindeyiz, ne de affetmek istediğimiz kişi tarafından tamir edilmeyi bekliyoruz.  
 

 
4. Bağışlamanın sebebini açıklamak
Bağışlanma talebi, geçmişi gözden geçirip bazı şeylerin farkına varan ya da çocukları hatalarını yüzlerine söyleyen ebeveynden gelebilir. Henüz detaylı düşünecek vakit bulamadan, ebeveynden gelen bu bağışlanma talebi, geri çevrilmeyecek derecede cazip bir seçenektir. Çünkü ebeveyni ile yüz yüze kalan yetişkin çocuk, derhal yeniden suçluluk duygusuyla, sevilmeme korkusuyla ve ebeveynini koruma arzusuyla dolu çocuğa dönüşür. Ancak aynı fikirde olmamak kaçınılmazdır. Ebeveynine düşünmek için zamana ihtiyacı olduğunu ya da affetmeye hazır hissetmediğini söylemek mümkündür. Bu şekilde konumlanmak, ilişkide eşitliği sağlar ve kişinin kendi duyguları tarafından rehin alınmasını veya ebeveyni tarafından yönlendirilmesini engeller.
 
Duygularını mümkün olduğunca doğru yansıtabilmek için, neden affettiğini ya da neden affetmediğini nasıl ifade edeceğini düşünmek de önemlidir. Bağışlama, mağduriyeti en aza indirgemeye veya ebeveyni tamamen hatalarından özgürleştirmeye hizmet etmemelidir. Aynı şekilde affetmemek de onlardan intikam alma aracı olmamalıdır.
 
5. İlişkinin kontrolünü elinde tutmak
Bağışlamak ne bağışlayacak kişiye bir görev yükler, ne de bağışlanacak kişiye bir hak verir. İstediği ilişkiyi kurmak için izlenecek yöntemi seçme hakkı, affedecek kişinindir. Bütün seçenekler mümkün: Bir daha ebeveyni görmemek, onları uzakta tutmak ya da aradaki bağları sağlamlaştırmak. Kişi, kendisi için hangisinin en iyi yol olduğunu düşünüyorsa, buna göre hareket etmelidir. Bu, kendine saygı duyan ve saygı duyulan kişinin, gerekçe göstermeksizin sergileyeceği tek tavırdır.   
 

 
6. Affettikten sonraki hayat
İnanılanın aksine affetmek, kişiyi hemen neşeyle doldurmaz. Tam tersi, bir boşluk hissi gelir. Çünkü öfke, nefret, kin kişinin hayatında geniş yer kaplayan ve enerjisini alan, hayatına yön verebilen yoğun duygulardır.
 
Bu duyguların kaybolması, kişiyi karmaşık hisler içinde bırakabilir, dengesini kaybettiği duygusu uyandırabilir. Bir tür nekahet evresi olan bu aşamayı atlatmak için, bulduğu hayat enerjisini yeni amaçlarına (yeni projeler, yeni ilişkiler) yöneltmeden önce yapılacak bir şey yoktur.
 
Son olarak, akılda tutulmalı ki, eğer kişi affetme kararını acele aldıysa, yani gerekli aşamaları geçmeden ve kendini hazır hissetmeden affettiyse, ebeveynine duyduğu öfke, nefret, kin duyguları nüksedebilir. Bu, bir tür, kişinin duyduğu acıyı ve affetme arzusunu dinleme halidir.
 
*Bon usage de la haine et du pardon'un (Kin ve affetmenin doğru kullanımı) (Payot, 2004) yazarı. 
 
Çeviren: Perihan Özcan



b9502389c5f74e4fbc2cb059673380bb

Aşkından “Deri Divane” oldum!

Derishow, tatlı bir hediye telaşını da yanında getiren 14 Şubat Sevgililer Günü'nde, zamansız tekstil koleksiyonlarında "Deri Divane" olacağınız %50 indirim fırsatı sunuyor!



Derishow, tatlı bir hediye telaşını da yanında getiren 14 Şubat Sevgililer Günü'nde, zamansız tekstil koleksiyonlarında "Deri Divane" olacağınız %50 indirim fırsatı sunuyor!
Bu baştan çıkaran indirimde, çok özel malzemeler, yaratıcı ve ustaca kullanılan üretim teknikleri, iç ısıtan doğal renk geçişleri ve güçlü Derishow tasarım anlayışının buluştuğu "Gönülçelen" 2012 kış giysilerini, yarı fiyatına alabilirsiniz.
Sevgililer Günü hediyesi için bu ay mutlaka Derishow'a uğrayın!




cdd153627c9842a1935baf8ea7749025