25 Haziran 2020 Perşembe

Meşe balının faydaları

Son günlerde "her derde deva" olarak ortaya çıkan meşe balının faydaları...

- Meşe ağaçlarının salgısından elde edilen meşe balı, vücudun savunma sistemini 5 kat daha fazla kuvvetlendirir.

- Enerji verir.


- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

- Solunum yolu enfeksiyonlarına iyi gelir.


- Mide rahatsızlıkları tedavisinde kullanılabilir.

- Yara ve yanıkların iyileşmesinde etkilidir.


- Kanser hücrelerinin oluşumuna karşı doğal bir güvenlik duvarı oluşturur.

 


f0b6c84f5c8540e587dcd49a2ad3686e

Hamileyken hamile kalmak mümkün mü?

Kulağa inanılmazmış gibi gelse de hamileyken tekrar hamile kalmak mümkün.



Kulağa inanılmazmış gibi gelse de hamileyken tekrar hamile kalmak mümkün.
'Süperfetasyon' olarak adlandırılan bu nadir olay, rahimde bir fetüs halihazırda varken tekrardan başka bir fetüsün daha oluşmasını ifade ediyor. Bu olayın sonucunda anne adayı farklı gebelik haftalarıyla ve hatta bazen farklı doğum tarihleriyle ikiz bebek sahibi oluyor. Süperfetasyon, çifte gebelik ile aynı şeyle karıştırılmamalı. Çifte gebelik, bir adet dönemi içinde serbest bırakılan 2 yumurtanın yaşanan farklı ilişkiler esnasında döllenmesine verilen isim. Süperfetasyon durumunda kadın, mevcut gebelik haftalığından bağımsız olarak farklı adet dönemlerinde hamile kalıyor. İkizler ise farklı boyda, kiloda ve hatta farklı kan grubunda olabilir. Normalde bir kadın, hamile kaldığında yumurtalıkları yumurta salımına devam etmez çünkü hormonlar vücuda 'bebeği büyütmeye hazırlan' işareti verir. Fakat süperfetasyon gerçekleştiğı zaman, yumurtalıklar döllenme olasılığı olan bir başka yumurta daha salar.
 
Bu konu hakkında resmi olarak kayıtlara geçen 10 vaka var. Sonuncusu ise Avustralyalı Kate Hill'in başına gelmiş. 10 gün içinde iki kez hamile kalan ve iki tane kız çocuk doğuran Kate'in kızları, gebe kalma tarihlerinin arasında 10 gün olmasına rağmen ikiz olarak adlandırılıyor. Aynı günde doğmuş olmalarına rağmen kızlar, farklı boy, kilo ve kan grubuna sahip.
 
Üstelik süperfetasyon, hayvanlar arasında da yaşanabilen bir durum. Fareler, kangurular, tavşanlar, koyunlar, kedigiller ve balıklar da süperfestayon yaşayabiliyor. Tavşanların doğurdukları yavrularının farklı boyutlarda olduğunun fark edilmesinin araştırılması üzerine tavşanların hamileyken ikinci kez hamile kalmasından kaynaklandığı ortaya çıktı. İlginçç bir bilgi: Tavşanlarda bu durumu fark eden ilk kişi ise filozof Aristotales...
 




8a8590f70e4244fcb59eabc0b89754ff

17 Haziran 2020 Çarşamba

Aşkı canlı tutabilmek için 7 öneri

Psikiyatrist Onur Okan Demirci, ilişkilerin sağlıklı yürümesi konusunda çözüm önerilerini ve aşkı canlı tutabilmek için yedi öneride bulundu.

Günümüzde aşkın tazeliğini koruma çabası birlikteliklerin en önemli parçalarından bir tanesi haline geldi. Hatta çoğu çift ilişkilerinde soğukluk sezdiklerinde 'eyvah yoksa ilişkimiz mi bitiyor?' endişesine kapılıyor. Geleneksel ilişki kurtarma çabaları ise evlilik kararı almak, ilişkiye heyecan getirebilir düşüncesi ile çocuk sahibi olmak, evde evcil hayvan beslemeye başlamak gibi davranışlarla karşımıza çıkıyor. Bu noktada Psikiyatrist Onur Okan Demirci, ilişkilerin sağlıklı yürümesi konusunda çözüm önerilerini ve aşkı canlı tutabilmek için yedi öneride bulundu.

Tarafsız ve adil davranışlar sergilemek

"Bazı çiftler, eşleri tarafından kendilerini yargılanıyormuş gibi hissedebilirler" diyen İstanbul Gelişim Üniversitesi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Onur Okan Demirci, " Böyle bir his otomatik olarak savunmaya geçme davranışı ortaya çıkaracaktır. Beraberinde aşırı hassaslık, alınganlık, içe kapanma, yargılanma endişesi ile her şeyi konuşamayacağını düşünme gibi sorunlar doğacaktır. İletişiminizi canlı tutabilmek istiyorsanız yargılayıcı konuşma, mimik ve davranışlardan kaçınmalısınız" ifadelerini kullandı.

İstekleri somutlaştırmak

Çiftlerin sıklıkla birbirlerinden ilgi görmediklerinden yakındığını belirten Psikiyatrist Demirci, "Bu sorunu çözebilmek için öncelikle soyut ve oldukça geniş bir kavram olan 'ilgi' nin somutlaştırılması gerekebilir. Örneğin; eşlerden biri ilgiyi eşinin düzenli olarak kendisini birlikte olmadığı süreçlerde merak etmesi ve araması olarak tanımlayabilir. Bunu bilmeyen diğer eş ilgiyi ona çiçek almak olarak düşünerek çiçek almaktadır fakat kişinin ilgi kavramı içinde bu bulunmuyorsa eşinin kendisi ile ilgilenmediğini söyleyecek, diğer eş ise çiçek aldığı için 'hayır ilgileniyorum' şeklinde yanıt verecektir. Bu nedenle eşler birbirlerine 'ilgi', 'sevgi', 'tutku' gibi soyut kavramlardan bahsederken somut olarak bunların kendilerince ne anlama geldiğini tanımlamaları ilişki kurtarıcı bir durum olabilir" açıklamasında bulundu.

Hassas noktalara saygı gösterebilmek

"Hepimiz insanız ve elbette hassas olduğumuz, dokunulmasını veya eleştirilmesini istemediğimiz noktalarımız olabilir. Henüz paylaşmaya, yüzleşmeye veya çözmeye hazır olmadığımız konular diğer insanlar tarafından dile getirildiğinde veya eleştirildiğinde oldukça rahatsız hissederiz" diyerek sözlerine devam eden Psikiyatrist Demirci, "Eşler birbirlerine hassas noktaları konusunda saygılı olduklarında ve bunu bir silah gibi kullanmadıklarında aşklarını çabucak eskitmekten kurtulabilirler" şeklinde konuştu.

Fedakarlık

Aşkı canlı tutan durumlardan birisinin de kişilerin birbirlerine karşılıklı olarak sevgi ve fedakârlık sergileyebilmeleri olduğunu söyleyen Psikiyatrist Demirci şöyle konuştu:

"Fedakârlığın büyük bir durum için gerçekleşmesine gerek yoktur. Küçük fedakâr davranışlar karşı tarafın heyecanını sıcak tutacaktır. Kendinizi ilişkiniz için feda etmeyin, sevdiğiniz kişinin küçük ihtiyaçları için fedakâr olun."

Düşüncelere saygılı olabilmek ve değiştirme çabasından vazgeçmek

Düşüncelere saygı duymadan karşı tarafı değiştirme çabasının da çiftlerin en sık yaşadığı sorunlardan olduğunu vurgulayan Psikiyatrist Demirci, "Düşünün ki elinizde bir alışveriş listesi var. Listedekileri alabilmeniz için ya listedeki tüm ürünlerin bulunduğu bir markete gidersiniz ya da gittiğiniz bir markette olmayan ürünlerin gelmesini beklersiniz tabi beklediğiniz ürünleri getirirlerse! İlişkilerde bu duruma benzer. Ya isteklerinize ve beklentilerinize uygun bir ilişki bulursunuz ya da beklentilerinizi karşılayacak şekilde karşınızdakinin değişmesini beklersiniz veya onu değiştirmeye çabalarsınız. Bunlardan en tehlikeli olanı ilişki yaşadığınız kişiyi değiştirme çabasıdır. Bu çaba onun kişiliğine ve düşüncelerine saygı duymadığınızı gösterebilir ve eşiniz artık sizinle düşüncelerini paylaşmama kararı alabilir. Sağlıklı bir iletişim ve canlı bir aşk için değiştirme çabasından vazgeçmeyi ve eşinizi anlamaya çalışmayı düşünebilirsiniz" dedi.

Esnek olabilmek

Psikiyatrist Demirci tavsiyelerine şöyle devam etti:

"İlişkinizde ne yaşarsanız yaşayın kesin ve kati bir yargıya varmadan önce mutlaka farklı bakış açılarından da durumlara bakabilme yeteneğinizi geliştirin. Örneğin; eşiniz sizin sevmediğiniz bir arkadaşı ile buluşmuş olabilir ve bunu size söylemediğinden sorun yaşıyor olabilirsiniz. 'Onunla görüşmeni istemediğimi bildiğin halde nasıl görüşürsün?' sorgulamasına girmeden önce bu durumu neden size söylemeye çekindiği üzerine düşünmelisiniz. Sizden korkuyor mu? Çekiniyor mu? Anlayamayacağınızı mı düşünüyor? Anlaşılmadığını mı hissediyor? Esnek olmadığınızın mı farkında? Unutmayın ilişkilerinizde siz yargıç değilsiniz, yaşanan sorunlarda en az sizde eşiniz kadar sanık koltuğunda oturmaktasınız."

İlişkiye her şeyini verdiğini düşünmekten vazgeçmek

"Hani 'saçını süpürge etmek' deyimi vardır ya işte sağlıklı bir ilişki için bundan vazgeçmelisiniz" ifadesini kullanan Psikiyatrist Demirci, "Eğer kendinizi bir süpürge olarak görüyorsanız eşinizi de pislik olarak görüyor olmalısınız ki süpürge rolüne girerek temizleme çabasındasınız. Eğer ilişkideki iki insandan bahsediyorsak, bu ilişkide ki her bir bireyin ilişkiyi iyi tutabilme çabası en fazla yüzde 50 olabilir. Bir kişi ancak kendisi için yüzde yüzünü verebilir fakat iki kişilik ortak bir yaşamda en fazla yarısını verebilecektir. Ne yaparsanız yapın yüzde 50 verebileceğiniz bir ilişkiye yüzde yüz veriyormuşsunuz gibi davranmayın. Aksi halde bu bir ilişki değil tamamen kişisel bir çaba anlamına gelir. Gireceğiniz bir sınav için yüzde yüz çabalarsınız, ilişkiniz için değil. Aksi halde kendinizi süpürge gibi hissetmekten alıkoyamazsınız" diye konuştu.

Öfkeyi eğitebilmek ve empati kurabilmek

Empati yapmanın en önemli konu olduğunu söyleyen Psikiyatrist Demirci, "Empati kavramı sanıldığınız aksine kendisini karşı tarafın yerine koyabilmek değil, karşımızdaki insanın mimik ve davranışlarından hangi ruh hali içinde olduğunu anlamaya çalışmaktır. Eşinizin davranışlarına öfkelenmek yerine öncelikle onun mimik ve davranışlarını yorumlamaya çalışın. Bu yorumların size neler hissettirdiğini fark edin ve bulduklarınızı eşinizle paylaşın. Unutmayın, karşımızdaki kişinin bizde ortaya çıkardığı kontrolsüz öfke ve hiddet sanılanın aksine onunla ilgili değil kendi yüzleşemediğimiz sorunlara dokunması sebebi iledir. İlişkiniz bu durumlardan dolayı zedeleniyorsa bu konuda profesyonel bir yardım alabilirsiniz. Aşkı canlı tutan durumlardan birisi de çiftlerin birlikte veya ayrı ayrı kendilerine yardım edebilmek için çabalamalarıdır" diye açıklamada bulundu.

Sizin İçin SeçtiklerimizTaonga: tropikal çiftlik2020'nin En Bağımlılık Yapan Çiftlik Oyunu. Yüklemeye Gerek YokTaonga: tropikal çiftliktuttur.comiddaa uzmanları bugün için hazır kuponlarını paylaştı!tuttur.comZula OyunEn Gerçekçi Savaş Oyunu Fiziğini İlk Sen İndir!Zula OyunTaboola'danTaboola'dan 68f2f82e731e4f4995a02f30ddd16bd2

Onu alışverişe çıkmaya ikna etmenin 8 yolu

Çoğunlukla alışverişe çıktığınızda, ya tek başınıza ya da kız arkadaşlarınızla birliktesiniz. Sokaktaki baba, erkek kardeş veya erkek arkadaşın bir bekleme odasının dışında oturduğunu, telefonlarıyla ilgilendiğini ve çilenin bitmesini beklediğini görebilirsiniz. Bununla birlikte, alışveriş konusunda ikinizin ne kadar az ortak noktası olursa olsun, siz ve partneriniz arasında alışveriş uyumu yaratmanın belirli yolları vardır. İşte detaylar...

ABONE OL


Sorun etmediği mağazalara sadık kalın

Onu nefret ettiğini bildiğiniz herhangi bir mağazaya götürmeyin. Örneğin parfümeriler kokusu nedeni ile onu rahatsız edebilir ya da ruj seçmek onun için çok ilgi çekici olmayabilir. Her iki durumda da, düşünceli olun.

Rekabetçi olun

Bu bir sır değil: Erkekler meydan okumayı sever. Onu alışverişe götürdüğünde, sevimli bahislerden bahset. Seçtiğiniz gömlekten daha iyi bir kıyafet seçmeyeceği üzerine ufak bir iddiaya girebilirsiniz.

Ona bir liste verin

Erkek arkadaşınız ile alışverişe çıktığınızda etrafta oturması ve nihai elbiseyi seçmenizi beklemesi gerektiğini söyleyen bir kural yok. Her zaman ondan; aradığınız belirli eşyaları bulmasını veya diğer alışveriş işlerini aramasını isteyebilirsiniz.

Aşırı kalabalık alanlardan kaçının

Özellikle tatil günlerinde mağazalara gitmek son derece stresli olabilir ve çoğu erkek bir alışveriş bağlamında klostrofobik hisseder. Alışveriş yapmak için biraz daha az telaşlı olan mağazaları seçmeye çalışın. Hafta içi boş bir gününüz varsa, bu günü alışverişe ayırabilirsiniz.

Onu önceden besleyin

Nerede alışveriş yaparsanız yapın; enerjiyi devam ettirmek için bir yemek alanı olmasına özen gösterin ya da oyun başlamadan en sevdiği yemeği yemesine izin verin.

Giysilerini seçmesine izin ver

O alışverişten nefret ediyor, siz ise alışveriş yapmayı seviyorsunuz… Bunu onun için eğlenceli hale getirmek için bolca fikrini sorun ya da sizin için seçmesini rica edin.

Organize olun

Partneriniz ile alışveriş yaparken iletişim kadar organizasyon da önemlidir. Saatlerce dolaşmamak için bir alışveriş listesi hazırlayın.

bae388be975d49e49a6d355822f8f865

Cilde iyi gelen besinler

Güzel bir cilde sahip olmak için sofralardan eksik edilmemesi gereken gıdalar...

Evet bakımlı olmak ve güneşten korunmak, cilt sağlığı için çok önemli ama iyi beslenmeden olmaz. Pırıl pırıl bir cilde sahip olmanın yolu, mideden geçiyor. İşte sofralardan eksik edilmemesi gereken cilt dostu gıdalar... 


Kuruyemiş: Fıstık, kaju, badem ve ceviz vücuda E vitamini takviyesi sağlar. Unutmayın, E vitamini cildinizin bir numaralı dostu; cildinizi güneşin zararlı ışınlarından da korur.

 


Kırmızı ve yeşil sebzeler: A vitamini ve beta-karotenli sebzeler, parlak ve yumuşak bir cilt vaat ediyor. Kırmızı ve turuncu sebzelerdeki betakaroteni vücudumuz, A vitaminine çevirir. Böylece hücrelerin hasar görmesini ve erken yaşlanmayı önler.

 


Kırmızıbiber: Hem C vitamini hem de B6 vitamini deposu. C vitamini, cilt bakımı için de çok önemli çünkü vücudun kolajen üretmesini sağlar. 35 yaş sonrası vücutta azalan kolajen cildin sarkmasına neden olur. Kırmızıbiberdeki karoten cildinize giden kan miktarını artırır.

 


Ispanak: Temel Reis boşuna sevmiyor ıspanağı, içinde yok yok! Demir, klorofil, E vitamini, magnezyum, A vitamini, protein ve C vitamini... Antioksidan bakımından zengin ıspanak, deri problemleriyle savaşır ve cildinizi temizler.

 


Domates: Cildinizi en yakın dostlarından biri de içinde likopen olan domates. Likopen cildinizi baştan başa yeniler. Aknelerin oluşmasını da engeller. Kan portakalı da aynı etkilere sahip.

 


Deniz ürünleri: Birçok balık türü ve kabuklu deniz hayvanı Omega 3 açısından çok zengin olduğundan ciltte kuruluğu ve iltihabı engeller. Özellikle de istiridye ve somon gibi deniz ürünleri, cilt için harika bir yiyecek.

 


Kereviz sapı: İçindeki sodyum ve potasyum cildi nemlendirir ve kırışıklığı engeller.

 


Meyveler: Karadut, çilek, böğürtlen, vişne ve kirazın içindeki yağ asitleri ve antioksidanlar, selülitin yok olmasına destek olur.

 


Sarmısak: İçindeki allizin kan dolaşımını harekete geçirir ve cildi onarır.

 


Su: Parlak ve genç görünümlü cildin anahtarı! Cildinize vitamin ve mineralleri taşır.

 


Bal kabağı: Vitamin deposu bal kabağı beta karoten bakımından zengin içeriğiyle cildinizi güzelleştirir. Zinde hissetmenizi de sağlar.

 


Bitter çikolata: İçindeki flavonoid'ler ve antioksidan, güneş hasarına karşı korur.

 


Papaya: İçeriğinde C vitamini, E vitamini ve beta karoten gibi pek çok antioksidan bulundurduğundan, cildi güneş ışınlarının zararlarından korur, akne oluşumunu da engeller.

 


Hindistan cevizi yağı: Doymuş yağ asidi deposu, anti-bakteriyel ve anti-viral özellikler taşıyan hindistan cevizi yağı, akne ve virüslerle savaşır. İçindeki esansiyel yağlar ve E vitamini cildi besler ve korur.

Haber: Sema Ereren


2c8b367764494c08b8cb6e6c4b6e3340

Bacak incelten egzersizler

6 adımda bacaklarınızdaki fazlalıklardan kurtulun...

1- Ayaklarınızı omuz genişliğinizden daha geniş olacak şekilde açın. Duruşunuzu bozmadan, oturma pozisyonu ile aşağı hareket edin ve yavaşca başlangıç pozisyonunuza geri gelin.


2- Ayak parmak ucunda, bacaklarınız birbirine yapışık olarak kalkın. Dizleriniz kırarak yere eğilin ve başlangıç pozisyonunuza, bacaklar yine yapışık olacak şekilde dönün.


3- Ayaklarınızı omuz genişliğinizden daha geniş olacak şekilde açın. Elinize ağırlık alın ve karın bölgenizin önünde tutun. Vücudunuzu aşağı doğru hareket ettirirken aynı anda ağırlığı da omuz seviyenize gelecek şekilde dik pozisyonunuzu bozmadan yukarı kaldırın.


4- Yere uzanın, dizleriniz kırın ve bacaklarınızın arasına lastik top alın. 30 saniye boyunca lastik topu dizleriniz arasında fazla sert olmadan sıkın.


5- Sol bacağınız ile öne doğru geniş bir adım atın. Dizinizle 90 derece açı oluşturacak şekilde kalçanızı aşağı doğru indirin. Sağ ayağınızdan aldığınız kuvvetle eski pozisyonumuza gelip aynı hareketi sol bacağınız için de yapın.


6- Yere yan uzanın, üstte kalan bacağınızı yukarı doğru kaldırıp indirin. Bu hareketi diğer bacağınız için de tekrarlayın.

 


c8048e4bc9594b0ea70b5b37751564e7