fafc2eab75634cb0a871c98aacf92cb1
Ülkemizde her geçen yıl boşanma oranları artmaktadır. Yılda ortalama 130-140 bin çift boşanmaktadır. Bu rakamlar her yıl 250.000'den fazla insanın yaşam şekillinin değiştiğini göstermektedir. Ayrıca buna çocuklar dâhil değildir.
Boşanmanın kadınlar üzerindeki etkileri
Boşanan kadınların yaşamındaki değişiklik erkeklerinkine göre daha farklıdır. Boşanan kadınların her biri farklı sorunlar yaşamaktadırlar. Sosyal desteği ve baş etme gücü iyi olanlar bu durumu daha iyi yönetirken gene de sıkıntı çekerler. Belki de bu nedenle toplumda kadınlar bir sürü soruna, aldatılamaya, şiddete rağmen devam ettirmeye çalışırlar.
Boşanma aslında birçok kaybı da beraberinde getirir. Ekonomik kayıplar, toplumsal konumunda kayıplar, arkadaş ortamından uzaklaşmanın yarattığı kayıplar, kendine güvende kayıplar ve kendi ailesinin baskısının yarattığı kısıtlanmışlığın getirdiği kayıplar bunlara örnek olarak verilebilir.
Boşanan kadının en büyük sorunu, toplumun ona bakış açısıdır. Her sosyo-ekonomik sınıfta bu en önemli sorun olarak karşımıza çıkar. Ne yazık ki erkeklerin gözünde boşanmış çabuk elde edilebilir bir kadın olarak görülür. Bununla birlikte diğer kadınların gözünde eşi için bir tehlike olarak düşünülür. Bunlar boşanmanın yükünün yanı sıra, ek bir yük getirir. Sonuç olarak boşanmış kadın diğer insanlarla da daha az görüşür bir hale gelir.
Çalışmayan boşanmış kadın; nafaka almakla ilgili sorunlar, geçim sorunları, kiminle yaşayacağı ile ilgili sorunlarla baş etmekte zorlanır.
Çocuğu olan boşanmış kadın, hem çalışma mecburiyeti hem de çocuğunun bakımı ile ilgili sorunlarla boğuşur. Bunun ayanında ilgisiz bir eski koca varsa çocuğu için hem anne hem de baba olmak zorluğu oluşur.
Boşanmış kadın bu sorunlarla baş etmeye çalışırken; iç dünyasında yaşadığı yalnızlık duygusu, özgüven kaybı, gelecek kaygısı, yeni tanışacağı kişilere güvenmekle ilgili sorunlar, depresyon, baskı altında hissetme, toplumun bakış açısıyla baş etme, uygunsuz talepler ve tacizlerle mücadele, yükünü oldukça artırır.
Kadınların boşanmayla baş edebilmesi için yapması gerekenler;
Boşanır boşanmaz kadın her şeyle birden mücadele etmeye kalkmamalıdır. Öncelikle bu kaybın yaşanması sonucu oluşacak bir yas süreci olacaktır. Moral bozukluğunun yoğun olduğu bu dönemde kararlar almak uygun değildir.Alacağınız kararlar yeni hayatınızı şekillendirecektir. Bu nedenle acele etmeden kararlar alın.Çalışmayan kadınların iş bulması önemlidir. Böylece kendine güveni artacaktır.Eski eşe ait evde eşya bulundurmayın, bu geçiş sürecini hızlandıracaktır.Uzun zamandır değerlendirmediğiniz kendi kuvvetli yanlarınıza odaklanın.Evliliğiniz boyunca yapmak istediğiniz ancak zaman bulamadığınız aktivitelerle ilgilenin.İmkânınız varsa kısa bir tatil yapın-Ailenizle mutlaka görüşün, onların desteğini almak önemlidir.- Yakın arkadaşlarınızdan uzaklaşmayın. Onlarla mutlaka görüşün.
- Yeni insanlarla tanışmaktan çekinmeyin. Yeni ilişkilerde sınırlarınızı ve kurallarınızı kendiniz belirleyin. İlişkilerde aceleci davranmayın.
- Egzersiz yapın, bu hem beden hem de ruh sağlığınıza iyi gelecektir.
- Alkol ve sigaradan uzak durun.
- Sağlık problemlerinize özen gösterin.
- Eski eşinizin hayatınıza müdahale etmesine izin vermeyin.
- Ruh haliniz uzun süre kötü gidiyorsa mutlaka bir psikiyatristten yardım alın.
Boşanmanın erkekler üzerindeki etkileri
Ülkemizde boşanmalar her yıl % 5 artıyor. Ekonomik sorunlar, tartışmalar boşanmanın en sık nedenleri olarak gözüküyor.
Yapılan araştırmalarda boşanmaların sadece % 9'unun erkeklerin istemiyle olduğunu, % 30'unun her iki eş tarafından bu kararın alındığını gösteriyor. Bu şu anlama geliyor; erkekler boşanma kararı almakta kadınlara göre daha fazla zorlanıyor.
Bilinenin aksine boşanmalardan erkekler kadınlara göre daha fazla etkileniyor. Belki evlilik kurumu erkeğe daha fazla konfor sağlıyor ve bunu kaybetmek onlar için daha güç. Boşanma sonucu erkeklerin sadece üçte biri kendini daha özgür hissetmiş ancak çoğunluk kendini sıkıntılı hissediyor.
Erkekler boşandıklarında; mal paylaşımı nedeniyle, ekonomik olarak sıkıntıya girebiliyorlar. Bununla birlikte kadının ev içindeki rolü nedeniyle kendi hayatını devam etmekte erkekler için güçlükler oluyor. Eğer erkek ayrıldıktan sonra yalnız yaşıyorsa; ev düzenini kurması, yemek, temizlik, bulaşık ve ütü gibi konularda oldukça zorlanıyor.
Boşanan erkek çevresinden de uzaklaşmak durumunda kalıyor. Kendisi gibi yalnız arkadaş bulması daha güç olduğundan, boş zamanlarını nasıl geçireceği konusunda zorluk yaşıyor. Tatile bile giderken arkadaş bulamakta zorlanıyor. Alkol ve sigara kullanımı artabiliyor.
Eski eşiyle yaşayan çocuklarıyla görüşmesi de sınırlandığından duygusal olarak kendini yalnız hissediyor.
Tüm bu güçlüklerle baş edebilmesi için boşanmış erkeklere öneriler:
Boşanma sonrası yeni kararlar alırken aceleci olmayın, çünkü bu kararlar sizi yaşam boyu bağlayacak olabilir.
Eşten ayrılma kişide yas oluşturabilir. Bu nedenle ilk dönemlerin zor olacağı akılda tutulmalıdır.
Eski eşinize ait eşyaları evinizde bulundurmayın.
Ailenizle mutlaka görüşün, kendinizi soyutlamayın.
Arkadaş davetlerine katılın, yalnız kalmak size iyi gelmeyecektir.
Çocuklarınızla mutlaka görüşün ve onlarla iyi zaman geçirin. Bu durum hem size hem de çocuklarınıza duygusal açıdan iyi gelecektir.
Evinizde bir düzen kurmaya özen gösterin. Bu sizi iyi hissettirebilir.
Alkol, uyuşturucu ve sigaradan uzak durun. Yalnızlık bu alışkanlıklara bulaşmak için bir neden olabilir.
Sağlığınıza mutlaka özen gösterin.
Egzersiz yapın, hem ruhsal hem de fiziksel açıdan kendinizi iyi hissedersiniz.
Depresif hissediyorsanız mutlaka bir psikiyatrist ya da bir psikologdan yardım isteyin.
Yeni insanlarla görüşmekten çekinmeyin. Ancak yeni bir evlilik için aceleci olmayın.
Eski eşinizin hayatına müdahale etmeyin.
Eski eşinizin sizle ilgili üzücü konuşmalarına ve müdahalelerine izin vermeyin.
Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkileri
Günümüzde boşanma artık normalleşmiş durumda. Ne yazık ki her geçen gün de artıyor. Her ne kadar eşler bu durumdan etkileniyorlarsa da çocuklar daha farklı etkileniyorlar.
Çocukluk her biri birbirinden farklı dönemlerden oluşmaktadır. Her yaşın ihtiyaçları ve algılamaları farklı düzeyde olmaktadır. Dolayısıyla ebeveynin boşanması; çocukları, yaşına göre faklı düzeyde etkileyecektir. Ancak her şeye rağmen çocuklar anne baba ayrıldıktan 2 yıl sonra bu durumu kabullenmeye başlarlar ve 6 yıl sonra durum normalleşir.
Boşanan çiftin, boşanma kararı aşamasından başlayarak her dönemde çocuklarına karşı açık ve dürüst olması gerekmektedir. Bu belki de boşanma esnasında çocuğun etkilenme düzeyini en aza indirmekte en önemli kuraldır.
Yaşlara göre çocuklarda görülen davranış değişiklikleri.
0-2 yaş grubu:
Genelde çocuğun daha bir şey anlamadığı bir dönem olarak değerlendirmemek gerekir. Bu yaşta da çocuk olup bitenleri ve ayrılığı algılayabilir. Bu dönemde çocuklarda ağlama nöbetleri, kilo artışında durma, boy uzamasında durma, hırçınlık, oyuncaklarına karşı ilgisizlik görülebilir.
3-6 yaş grubu:
Bu yaş belki diğer yaşlara göre en çok etkilenen yaştır. Bu dönemde çocuk kendisini ailenin merkezine koyar. Olan bu olumsuzluktan kendini sorumlu hisseder. Dolayısıyla bu dönemde kendini suçlayabilir. Parmak emme, tırnak yeme, hırçınlık, öfke nöbetleri, uyku ve iştah sorunları, inatçılık, tuvalet eğitiminde sorunlar ve depresyon gibi belirtiler görülebilir.
7-12 yaş grubu:
Boşanma durumu, çocuğa açıklıkla anlatılmalıdır. Bu yaş grubunun özelliği artık sosyalleşmiş olup, okul hayatı başlamıştır. Boşanmadan sonra mutlaka öğretmenine bilgi verilmelidir. Bu dönemdeki boşanmalarda okul başarısında düşme, hırçınlık, arkadaş ilişkilerinde bozulma, içe kapanma, dikkat dağınıklığı, anne veya babayı suçlama, onları bir araya getirme çabası olabilir.
Ergenlik dönemi:
Bu dönem farkındalığın en yüksek olduğu dönemdir. Ancak gene de davranış bozuklukları, anneye ve babaya düşmanca tutum, ders başarısında düşme, evden kaçma, kızgınlık, öfke nöbetleri, arkadaşlarıyla sorunlar, sigara ya da uyuşturucu kullanımı olabilir. Bu dönemde ergen iyi takip edilmelidir.
Boşanma durumundan çocuklar mutlaka etkileneceklerdir. Ancak bunu en az düzeye indirmek için öneriler:
Boşanma kararını anne ve baba birlikte söylemeliler.Çocuğun bu karara tepki vermesi doğal karşılanmalı. Hemen bu durumu kabullenmesi beklenmemelidir.Çocuğa durumu açıklamadan önce velayet ve görüşme günlerinin belirlenmiş olması gerekir.Anne baba çocuğa karşı açık ve dürüst olmalılar.Çocuklarına, kendilerinin ayrı yaşayacaklarını ancak anne ve baba sorumluluklarının ve ona karşı sevgilerinin devam edeceği sözü verilmelidir.Bundan sonraki yaşam şekli, ne zaman ve kiminle görüşeceği sade bir şekilde anlatılmalı.Görüşme gün ve saatlerine sadık olunmalı, olası bir değişiklik olacaksa en az bir gün öncesinden çocukla telefonla görüşerek durum açıklanmalı.Mümkünse önemli günlere boşanmış anne ve baba birlikte katılmalılar. Okulun ilk günü, diploma töreni, 23 nisan gösterisi gibi.Boşanılan eşe çocukla mesaj gönderilmemeli.Nafaka ya da çocuğun okulu ile ilgili para ödenmesi gerekiyorsa çocuk kullanılmamalı.Boşanılan eş hakkında çocuğun yanında konuşulmamalı.Boşanmış çift çocuğu alıp verme esnasında çocuğun yanında tartışmamalıdırlar.Boşanan çiftlerden birisinin devam eden bir ilişkisi varsa, onu çocukla tanıştırma konusunda acele etmemeli.- Boşanan çiftlerden birisinin ciddi bir ilişkisi varsa çocukla tanıştırabilir. Ancak çocuğu o kişiyle zaman geçirmesi konusunda zorlamamalı.Boşanan çiftlerden birisi evlenmeyi düşünüyorsa bu çocuğa makul bir şekilde anlatılmalı.Çocuğun sağlık problemlerinde mümkünse boşanmış ebeveyn destek olabilmeli.Çocuğunuzu karşı taraftan bilgi alması yönünde kullanmayın.Boşanma nedeniyle çocuk ebeveynlerinden birine yaptıramadığını diğerine yaptırmak isteyebilir. Bu konuda boşanmış ebeveyn tutarlı davranmalı.Bütün bunlara rağmen, davranış sorunları oluşmuşsa onu mutlaka bir psikiyatriste veya psikoloğa götürün. d6f3364703804ea087609d18c5cf6191Dijital İşte Kız Kardeşlik networku BinYaprak'ın ilham buluşmalarında Buket Yolaçan, erkek ve kız çocuklarının eşit yetiştirilmelerinin önemine değinerek, bu konuda kadınların daha bilinçli olduğunu, erkeklerin de çocuklarını yetiştirirken cinsiyet ayrımcılığı yapmaması gerektiğini belirtti. Çocukluk çağında anlatılan masallardan başlayarak erkek ve kız çocukları arasında ayrımcılık yapıldığını ifade eden Yolaçan, "Henüz küçük yaşlarda yetişkinlerin anlattığı masallarda, hikayelerde bile kadınların erkekler olmadan varolmadığını, erkeklere bağımlı oldukları düşüncesi aşılanıyor. Kadınların kendi ayakları üstünde durmaları ve birey olabilmeleri için küçük yaşlarda verilen bu kodlamaların aile içi eğitiminden kaldırılması gerekiyor" dedi.
Hayalleri olan kadın ve erkekler
Söyleşide Aret Vartanyan'ın "İş hayatında başarılı olmak isteyen bir kadın evlilik hayatından ne bekler? Eş seçiminde nelere dikkat eder?" sorusunu Buket Yolaçan şöyle yanıtladı: "Kadının iş hayatında kendi hedefleri ve hayalleri varsa yine yanında hayalleri olan bir erkeğin olması gerekiyor. Kadını hayatının odak noktasına koyan, sürekli kendisine ilgi bekleyen bir erkek bu tarz bir kadınla birlikte hayatını sürdüremeyecektir. Evlilikte çiftlerin kendi ayakları üstünde durması, kendi amaçlarını gerçekleştirmesi ve bununla birlikte beraberliklerini sürdürmesi anlamlı."
Evlilikte ortak noktaları bulmak
Ev ve iş hayatına ilişkin olarak eşler arasında paylaşım konusuna değinen Yolaçan, "Ev ortamı çiftler için ortak bir paydadır desek de, 'evin kadını' diye bir kavram var. Bu nedenle ister istemez kadınlar kendilerini daha sorumlu hissediyor. Ancak ev işlerinin olabildiğince ortak yapılması güzel. Anlaşmazlıklar olabilir, fakat evlilikte ortak noktaları bulmak değerli" dedi.
Aret Vartanyan ve Beone Marka Danışmanlığı Kurucusu Buket YolaçanSağlıklı bir evliliğe ilişkin olarak eşlerin 7/24 birlikte olduğu, her şeyi birlikte yaptıkları, birbirlerine sürekli yoğun ilgi gösterdikleri şeklinde yanlış bir algının yaygın olduğunu kaydeden Vartanyan, sağlıklı ilişkinin temelinde bireylerin kendi özgürlük alanlarını da yaşayabildikleri, iş bölümü kadar boş zamanlarını kendi bildikleri gibi değerlendirdikleri, ancak evde sevgi ve huzur temelli bir ilişki kurmalarının yattığını belirtti.
Hayatta kendi yolunu çizmek
Kişilerin hayatta gerçekleştirmek istedikleri amaçları için öncelikle vakit kaybetmeden yola çıkmaları ve adım atmaları gerektiğini söyleyen Vartanyan, her şey dört dörtlük olduktan sonra başlama fikrinin yanlış olduğunu, işleri yoluna koyduktan sonra insanın hedefleri doğrultusunda alacağı herhangi bir şeyin kalmayacağını ifade etti. Risk alan insanların kazandığını, ancak bunu maddi değil temelde manevi anlamda olduğunu vurgulayan Vartanyan, kişinin kendi amaçlarını gerçekleştirmek için aldığı risklerin ve attığı doğru adımların eninde sonunda manevi tatmin, başarı ve mutluluk getirdiğini söyledi.
İlk adımı atmak önemli
Bu konuyla ilgili olarak özellikle üniversitelerde okuyan genç kadınlara gelecekleri hakkında önerilerde bulunan Yolaçan, "Kabuğunuzdan çıkın ve hedefleriniz için adım atın. Konfor alanları insanı kendine iyi hissettirir. Ancak yapmak istedikleriniz için konfor alanlarınızdan çıkmanız gerekir. Korku, kontrol gibi hedeflerinizin önünde duran engelleri de kaldırmanız gerek. Bunlar da konfor alanları içinde, fakat başarı bu alanın dışında. Korkmadan adım attığınızda, bir şeyi gerçekten istediğinizde bunu başarabilirsiniz. İlk adımı attığınızda kendinizi boşluğa adım atmış gibi hissedebilirsiniz. Ancak o adımın altını cesaretiniz dolduruyor" dedi.
885e04db1e0e407f82cba4671c265634Koç burcu kadını azimli olmasıyla bilinir. Hayatının genelinde azimli ve tuttuğunu koparan biri olmasıyla öne çıkar.
Koç burcu kadını ayrıca liderlik özelliklerini ortaya koyabilen bir karaktere sahiptir. Bu yüzden hayatında öncü bir rol üstlenir. Risk almaktan çekinmeyen yapısı kariyerinde başarılı olmasını sağlayabilir.
Koç burcu kadını genel olarak hayatta başarılı olması için oldukça güçlü özelliklere sahip olsa da aceleci olması onun için handikap olabilir. Bu yüzden güçlü yanlarının avantajını kullanırken sabırlı olmalı, bir plana sadık kalmalıdır.
Koç burcu tarihleri: 21 Mart-20 Nisan
Ünlü koç burcu kadınları:Victoria Beckham, Lady Gaga, Sarah Jessica Parker, Reese Witherspoon, Celine Dion, Emma Watson, Mariah Carey, Keira Knightley.
İlgili Haber 2020 için tüyolar 8c10e94913684338b77c33d7a21dc116Kış mevsiminin ortasında olduğumuz bu dönemlerde bizi en rahatsız eden konulardan biri de üşümek. Üşüyünce hasta olunduğu algısı oldukça yaygın ancak basit önlemlerle hem üşümeden hem de hasta olmadan kışı atlatmak mümkün. İç Hastalıkları Uz. Dr. Özlem Kaplan, soğuktan ve kış hastalıklarından korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.
Kapalı alanlardaki tehlike
Toplu taşıma araçları, iş yerleri ve okullarda grip ya da nezle gibi enfeksiyonu olan kişi varsa çevresindeki kişilere yayması an meselesidir. Bu durumda asla işe ya da okula gidilmemelidir. Çünkü kapalı alanda virüsler hasta kişinin öksürmesi ya da hapşırmasıyla çok hızlı biçimde yayılmaktadır. Bağışıklığı düşük, burun mukoza salgıları iyi olmayan ya da kronik hastalığı bulunan kişiler bundan çok kolay etkilenip hasta olabilmektedir. Hasta olan kişinin evi dışında kapalı bir yerde bulunması gerekiyorsa maske ile ağız ve burun bölgesini kapatması gerekmektedir.Evinizi ya da ofisinizi saunaya çevirmeyinSoğuk havada dışarıdan eve girildiğinde ev sıcaklığının çok yüksek olmaması gerekmektedir. Çünkü soğuk havadan ev veya ofise girildiğinde karşılaşılan sıcak havaya vücut kolay entegre olamayabilir. Ani sıcaklık değişimlerinden olumsuz etkilenilmektedir. Ani ısı geçişleri bazı kişilerde kılcal damar çatlamalarına sebep olabilir ve bu da kalp krizi riskini beraberinde getirebilir. O nedenle dışarıdan içeri girildiğinde iç ortam sıcaklığının 18-20 derecede tutulması idealdir.
Kafeinsiz içecekleri seçin
Sıcak çay ya da kahve içi ısıtır gibi görünmekle birlikte alınan kafeinin vücut ısısını düşürdüğü bilinmektedir. Bu nedenle soğuk havalarda bağışıklık sistemini güçlendirici zencefil, tarçın, karanfilli bitki çayları tercih edilmelidir. Bu boğazı da rahatlatabileceği gibi vücut ısısını dengeler, bağışıklığın güçlenmesinde yardımcı olur.Ev yapımı kefir ve yoğurt tüketinSoğuk havalarda daha iyi beslenmek gerekmektedir. Bağışıklığı güçlendiren gıdalardan tüketmeli, C vitamini alınmalıdır. Özellikle salgın dönemlerinde C vitamininden zengin meyveler, sebzelerin tüketilmesi önemlidir. Bunun yanında probiyotik alınmalıdır. Kefir ve ev yoğurdu tüketilmelidir. Ayrıca protein ve Omega 3'ten zengin beslenilmesi gerekmektedir. Yağ ve karbonhidrattan zengin beslenmek vücut ısısını düşürmekle birlikte, geçici enerji sağlamaktadır. Bu nedenle de yağ ve karbonhidrat zengini beslenmek soğuk havalarda iyi sonuçlar getirmeyecektir. Ayrıca kışın özellikle de sabah kahvaltısının atlanmaması gerekmektedir. Bunun yanında tüm öğünlerin düzenli tüketilmesi önemlidir.
Nemlendirici kullanın
Soğuk havalarda ellerin nemlendirilmesi önemlidir. Böylece elde çatlama ve egzama önlenebilir. Ayrıca burnun nemli olması gerekmektedir. Burun içini nemli tutmak, burun mukozasının kurumasını ve çatlamasını önlemektedir. Mukoza bölgesindeki çatlama enfeksiyonların daha kolay yayılmasını sağlamaktadır ve burnun hastalık önleyici etkisinin negatife dönmesine neden olmaktadır.Sık sık ellerinizi yıkayınEller virüs ve mikropların en sık yayılma yoludur. Bu nedenle elleri sık ve kuralına uygun yıkamak virüs bulaşımını önemli ölçüde azaltır. Elleri yıkarken sıvı sabun, kurularken de kağıt havlu kullanmaya özen göstermek gerekmektedir.
Burundan nefes alın
Ağızdan nefes almak soğuk havanın ve mikropların hızlıca akciğerlere geçmesine neden olur. Bu nedenle soğuk havalarda burundan nefes almak gerekmektedir. Dışarıya çıkıldığında mutlaka atkı ile ağız, burun kapatılmalıdır. Elleriniz cepte yürümeyinKış mevsiminde genelde eller üşümemek için cepte dolaşılmaktadır. Oysa bir eldivenden yardım alınsa eller serbest kalmakta, harcanan enerjiyle vücut ısısı yükselebilmektedir. Ayrıca bu sayede ellerin kuruması da önlenebilmektedir.
Odanızın nem dengesini koruyun
Kış mevsiminde yatılan odanın kuru olmaması gerekir. Odada kalorifer varsa peteklerin üzerine bir tas su konulabilir ya da uyunurken petek kapatılabilir. Kışın alerji öyküsü olanların yatak odasında halı bulundurmaması gerekmektedir. Ayrıca uyunan odada çiçek olmamalıdır çünkü çiçek odadaki oksijeni bitirmektedir. Uyumadan önce yatak odasının camı açılmalı, oda havalandırılmalı, odada bir hava sirkülasyonu sağlanmalıdır. Ayrıca yatılan odanın kapısının açık olması hava sirkülasyonu açısından önemlidir. Sobalı evlerde ise sobanın üzerine konulacak bir çaydanlık odalardaki nemi sağlamaktadır. Kronik hastalığı olanlar üşütmemeliSoğuk havalarda üşümemeye özellikle dikkat etmesi gerekenler diyabetliler ve kalp-damar hastalığı yaşayanlardır. Bu grubun ayak ve ellerini soğuktan koruması gerekmektedir. Bacak damarlarında problemi olan hastaların ayaklarında his bozukluğu olabilir. Hasta bir de diyabetikse his kaybı ciddi orandadır ve bu kişiler üşüdüklerini fark etmeyebilirler. Bu nedenle kronik hastalıklara sahip olanların ayaklarını sıcak tutacak yün çorap giymeleri gerekir.
Düzenli uykuya önem verin, yatak egzersizlerini unutmayın
Soğuk havalarda düzenli uyku bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Bunun yanında yataktan kalkmadan önce yorganın altında gerinmek ve biraz hareket etmek yataktan kalkıldığında üşüme hissini azaltacaktır. Geniz akıntısı yoğun olan kişilerin 45 derece eğimle uyuması gerekmektedir. Bu, onların sağlıklı bir uyku uyumasını sağlamaktadır. Ayrıca sigara içilmemeli; günde 2.5 litre su tüketilmelidir. Soğukta, açık havada egzersiz kalp krizi riskini artırabildiği için kapalı alanlarda egzersiz önerilmektedir.
Eldiven kullanın
Soğuktan en fazla etkilenen bölgeler baş, boyun, eller ve ayaklardır. Soğuk havalarda bu bölgelerdeki ısı kaybı yüzde 70 oranında artabilir. Özellikle kalp ve diyabet hastaları, soğukta rüzgarı göğüs bölgelerine alacak şekilde sokağa çıkmamalı. Havayı burunlarından almalılar mümkünse bir atkı ile ısıtarak içine almalılar. Dışarı çıkarken ağız ve burun atkı ile kapatılmalı ve hava ısıtarak içlerine alınmalıdır. Başlarına mutlaka bere takmaları, kulaklarından soğuk havanın girmesini de yine üst solunum yolu hastalıklarını önlemesi nedeniyle çok önemlidir.
Bakan Çavuşoğlu duyurdu! 'Musul ve Basra konsoloslukları tekrar açılıyor'
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: "Irak'ın tüm kesimlerine ulaşma hedefimiz doğrultusunda Musul ve Basra Başkonsolosluklarımızı yeniden faaliyete geçiriliyoruz. Necef ve Kerkük'te ilk kez Başkonsolosluk açılmasına yönelik çalışmalarımız da devam ediyor."
Bakan Çavuşoğlu, 2020 Merkezi Yönetim bütçe ve 2018 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin tek havza ülkesi olmadığını söyleyerek, ''Hiçbir zaman olmamıştır ve gelecekte de olmayacaktır. Dış politikamızı belirlerken bu gerçeği dikkate alıyoruz. Bugün birden fazla havzada dinamikleri olumlu yönde etkileyebilecek şekilde sahada ve masada güçlüyüz. Bu gücümüzün en çarpıcı örneklerinden birini, Suriye'nin kuzeydoğusunda yürüttüğümüz Barış Pınarı Harekatı ve hemen sonrasında ABD ve Rusya ile beş gün arayla müzakere ettiğimiz iki ayrı mutabakat teşkil etmiştir. Bu yaklaşım, Barış Pınarı Harekatı'ndan önce de devreye sokmaktan çekinmeyeceğimizi gösterdiğimiz üzere, barışın yolunu açmak için gerektiği takdirde sert gücümüzü kullanabilmeyi içermektedir'' ifadelerini kullandı. "Dış temsilciliklerimizi 246'ya çıkardık" Dış teşkilatların genişleme sürecinin devam ettiğini ifade eden Çavuşoğlu, ''2002 yılında 163 olan dış temsilcilik sayımız, bugün itibarıyla 142 Büyükelçilik, 13 Daimi Temsilcilik, 89 Başkonsolosluk, 1 Konsolosluk Ajanlığı ve 1 Ticaret Ofisi olmak üzere toplam 246'ya ulaşmıştır. Sadece temsilcilik sayımızı artırmakla kalmıyoruz. Teknolojideki baş döndürücü gelişmelerden azami istifade etmeyi ve diplomatlarımızı çağın gereklerine uygun araçlarla donatmayı da amaçlıyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz 'Dijital Diplomasi' girişimimizi son Büyükelçiler Konferansımız vesilesiyle kamuoyumuzla paylaştık'' şeklinde konuştu. "Barış Pınarı Harekatı, Fırat'ın doğusunda bir terör devleti oluşturmaya yönelik girişimleri akim bıraktı" Suriye'nin 2011 yılından beri rehin alan ihtilafın 2019'da da en büyük sınamalardan biri olduğuna dikkat çeken Bakan Çavuşoğlu, ''Ülkedeki yıkımın devam ettiği bu yıl boyunca da ihtilafın kalıcı bir siyasi çözümle sona erdirilmesine ve ülkedeki otorite boşluğundan beslenen terör tehdidinin tamamen bertaraf edilmesine öncelik verdik. Ülkemizin bekasına ve vatandaşlarımızın hayatına kasteden PYD/YPG terör örgütüne karşı 9 Ekim'de başlattığımız Barış Pınarı Harekatı, Fırat'ın doğusunda bir terör devleti oluşturmaya yönelik girişimleri akim bıraktı. Suriye topraklarında göğüs göğse savaştığımız DEAŞ'a da, PYD/YPG'ye de karşı olduğumuzu, bu terör örgütleriyle kararlılıkla mücadele edeceğimizi ortaya koyduk. Türkiye'ye karşı kurulan her oyunu, bu meyanda Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğini tehdit eden tezgahları bozacağımızı gösterdik. Asılsız suçlamalara ve yaptırım tehditlerine rağmen, sahada ve masada yürüttüğümüz kararlı mücadele neticesinde, ABD ve Rusya Federasyonu meşru güvenlik kaygılarımızı, harekatımızın meşruiyetini ve sahada attığımız adımlarla oluşturduğumuz yeni statükoyu kabul etti. Kurmakta olduğumuz barış koridoruyla Suriyeli mültecilerin gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüşleri için müsait bir ortam oluşturulmasına da öncülük ediyoruz. Nitekim, harekatın başlangıcından bu yana yerinden edilmiş kişilerin yüzde 50'sinden fazlası geri döndü'' diye konuştu. "Musul ve Basra Başkonsolosluklarımızın yeniden faaliyete geçiriliyoruz" Irak'ın tüm kesimlerine ulaşma hedeflerine yönelik olarak Çavuşoğlu, ''Irak'ın tüm kesimlerine ulaşma hedefi doğrultusunda Musul ve Basra Başkonsolosluklarımızın yeniden faaliyete geçiriliyoruz. Necef ve Kerkük'te ilk kez Başkonsolosluk açılmasına yönelik çalışmalarımız da devam ediyor. Irak'taki PKK varlığına karşı çabalarımızı da aralıksız sürdürüyoruz. Pençe Harekatımız neticesinde ülkemize terörist sızmalar önemli ölçüde azaltıldı. Tabiatıyla, Irak Türkmenlerinin güven ve huzur içinde yaşamaları ve her alanda adil temsillerinin sağlanması yönündeki çabalarımız aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Kerkük'ün statüsünün belirlenmesine yönelik süreçleri yakından takip ediyoruz'' dedi. "110'dan fazla FETÖ mensubu ülkemize sınırdışı edildi" ''PKK'nın yurtdışı yapılanmasının baskı altına alınmasına ve faaliyetlerinin engellenmesine yönelik çabalarımız sürüyor" diyen Çavuşoğlu, şöyle konuştu: "Almanya ve İngiltere'de PKK sembolleri kullanan şahıslar hakkında çıkan mahkumiyet kararları kayda değerdir. PYD/YPG sözde komutanı PKK'lı terörist Ferhat Abdi Şahin'in ABD ve Almanya'ya seyahat edeceği yönünde çıkan haberler üzerine, adı geçenin tutuklanarak ülkemize iadesi talebimizi süratle anılan ülkelere ilettik. Bu taleplerimizi ısrarla takip ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen haftaki ABD ziyareti sırasında da bu hususa özellikle eğildik. DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) içinde etkin rolümüz sürüyor. DMUK bünyesindeki en önemli çalışma gruplarından biri durumundaki Yabancı Terörist Savaşçılar (YTS) Çalışma Grubu'nun eş başkanıyız. YTS'ler konusunda kaynak ülkelerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelerini teminen gereken tüm adımları atıyoruz. Nitekim, YTS'ler ülkelerine gönderilmeye başlandı. Geçen hafta Washington'da DMUK toplantısına katılarak, bu konulardaki öncelik ve beklentilerimizi muhataplarıma ilettim. FETÖ'nün yurtdışı yapılanmasına yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Bugüne kadar girişimlerimiz neticesinde 110'dan fazla FETÖ mensubu ülkemize sınırdışı edildi. 38 ülkede FETÖ iltisaklı okul ve kursların faaliyetleri kısmen ya da tamamen sonlandırıldı, 19 ülkede ise okullar Maarif Vakfı'na devredildi.'' Türkiye-ABD ilişkileri Bakan Çavuşoğlu Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine değinerek, ''ABD'nin FETÖ ve PKK/YPG'ye ilişkin tutumun bunun temel nedeni. ABD'nin S400 tedariğimizi bağlamından koparıp alakasız konularla ilişkilendirmesi de sorunlar oluşturdu. ABD iç siyasetindeki kamplaşmanın da bu süreçte aleyhimize sonuçlar doğurduğunu görüyoruz. Meselelerin diyalog ve karşılıklı anlayış çerçevesinde çözülmesi için gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın son ziyaretinde bu hususları kapsamlı şekilde ele aldık, dosyalar verdik. Barış Pınarı Harekâtımızla PKK/YPG'nin oyununu bozduk. Bilahare, 17 Ekim ortak açıklamasıyla, ABD harekatımızın meşruiyetini ve arazideki mevcudiyetimizi kabul etti. Alınan yaptırım kararları kaldırıldı. Operasyonumuz nedeniyle bizi baskı altında tutmak için ABD Kongresi'nde ülkemiz aleyhinde girişimler başlatıldı. Cumhuriyetimizin 96. yılını kutladığımız gün temelsiz iddialarla dolu iki tasarı ABD Temsilciler Meclisi'nde kabul edildi. Bunlardan, sözde 'Ermeni soykırımı' kararına (H.Res.296) Yüce Meclisimiz, yaptığı ortak açıklamayla en güzel cevabı verdi'' ifadelerini kullandı. Türkiye AB ilişkileri Avrupa Birliği üyeliğinin stratejik hedef olduğunu hatırlatan Bakan Çavuşoğlu, ''Reform gündemine hız verdik. Ancak, bugün AB'nin ülkemize karşı izlediği tutum haksız ve kabul edilemez bir nitelik taşıyor. AB, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında aramızda oluşan güven bunalımını aşacak adımları atmamıştır. İlaveten, terör örgütü ve yandaşlarının ortaya attığı asılsız iddialara itibar edilerek, Barış Pınarı Harekatı bağlamında olumsuz bir hava oluşturulmuştur. AB bölgesel ve küresel alandaki önemli gelişmeleri gerektiği şekilde takip edememekte, bunların neden ve sonuçlarını nesnel ve bütüncül bir şekilde değerlendirememektedir.Bunun son örneği, Balkanlar'da Arnavutluk ve Kuzey Makedonya'ya yönelik olarak alınan basiretsiz kararlarda da görüldü'' diye konuştu. "Kıbrıs konusunda sırf müzakere etmek için masaya oturmayacağız" Kıbrıs müzakereleri konusunda Çavuşoğlu, ''Milli davamız Kıbrıs konusunda sırf müzakere etmek için tekrar masaya oturmayacağımızı sizler huzurunda vurgulamak isterim. Yeni bir süreç başlayacaksa, iki tarafın siyasi eşitliğine ilişkin tüm muğlaklıkların önceden ortadan kaldırılması gerektiğini muhataplarımızın dikkatine getiriyoruz. Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye'nin Kıbrıs Adası'nın batısında ve kuzeyindeki deniz alanlarında meşru hak ve çıkarları bulunmaktadır. Ülkemiz bunları korumak için gerekli tedbirleri almıştır, almaya da devam edecektir'' şeklinde konuştu. "Uygur Türkleri'nin hayatlarını barış, huzur ve refah içinde sürdürmelerine önem veriyoruz" Çavuşoğlu şunları kaydetti: ''Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz karşılıklı ziyaret ve temaslarla sürdürülüyor. İhracatımızın çeşitlendirilmesi suretiyle ticaretimizin dengeli hale gelmesini hedefliyoruz. Uygur Türklerinin yaşamlarını barış, huzur ve refah içinde sürdürmeleri, temel insan haklarının gözetilmesi, dini özgürlüklerinin ve kültürel kimliklerinin korunmasına önem veriyoruz. Bu konuları Çin makamları nezdinde gündemde tutuyoruz. Önümüzdeki dönemde bölgeye bir ziyaret gerçekleştirilmesine yönelik plan bağlamında bunun modaliteleri ve kapsamına dair temas ve değerlendirmelerimiz sürüyor." 442cbb8e796f41428635a493e8a1fe79Dünya liderlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tebrik
Dünya liderleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı telefonla arayarak seçim zaferi dolayısıyla kutladı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Milorad Dodik ve Demokratik Eylem Partisi Başkanı Bakir İzzetbegovic, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla arayarak seçim zaferi dolayısıyla tebrik etti. Ayrıca, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seçim zaferi nedeniyle tebriklerini iletti. İlker Turak cc05954c00604e47a3a9d3ddd026999d